Ne Aramıştın?

Yeme, içme, gezme, görme, gülme, annelik, babalık, çocukluk, sanat, çizme, boyama, müzik, tiyatro, film..

Friday, July 29, 2016

Hayır!

Dört buçuk yaş annelerine psikolojik yardım yapılmalı, koruma altına alınmalı ve gezici araçlarla sokaklarda çıldırmış halde gezen bu anneler toplanıp uyutulmalı. Dört buçuk yaş anneleri hatıra ormanı kurulmalı. İsimleri köprülere, caddelere verilmeli, hayratlar yapılmalı. Dört buçuk yaş anneleri anma günü olmalı. Hayatını kaybedenler şehit, aklını kaybedenler gazi kabul edilmeli. Dört buçuk yaş annelerine bazı ayrıcalıklar tanınmalı, belediye evlerine yemek yollamalı, tekel bayilerinde kullanılmak üzere açık çek verilmeli, buna karşılık oy kullanma ve gündeme ilişkin görüş bildirme hakları ellerinden alınıp geçici fasulye muamelesi yapılmalı. Vergilere eklenecek dört buçuk yaş annelerine yardım paraları ile ıssız bir ada 99 yıllığına kiralanıp mağdurlara tahsis edilmeli. Adaya çocuk girişi yasaklanmalı, denizde köpek balıkları, karada ise dikenli tellerle gerekli önlem alınmalı.

Gereğini arz eder, ekte geçerli nedenlerimi sunarım.

zoi planet.


- Günaydın güzel kızım.
- Hayır, günaydın falan deme!
- Ama bak sabah oldu.
- Hayır sabah falan olmadı, konuşup durma!
- İyi sen uyanma o zaman, uyumaya devam et.
- Ya hayır devam edemem konuşup duruyosun!
- İyi sustum, hadi bye!

10 dk sonra

- Ay uyanmış benim bıdığım, gel bi öpeyim.
- Ya hayır bıdığım deme! öpme, sen kokuyosun!
- Ne kokuyorum beaa! Kahve içtim, ne kokuyorum aptal kafalı bok!
- Bok deme, kaka kızlar bok der!
- La havvvleğğğ.. Süt içer misin?
- Ya hayır akşam içtim ya süt, hep süt hep süt ya offf!
- Meyve suyu?
- Off hayır meyme suyu sabah sabah içilmez!

Sakinleşmek için 10 dk ara.

- Acıktın mı?
- Hayır ben acıkmam.
- İyi, bir şey istersen söyle.
- Ya hayır birşey istemem dedim ya!
- Lan tamam istersen söyle diyorum!
- İstemem diyorum ya hayıııııır!
- Başına o hayır kadar taşlar düşsün evladım.

.....

- Ben sabahları kek yemeyi çok severim.
- Kek yok, omlet yer misin?
- Ya hayır kek istiyorum! Kek, kek, kek, kek, kek, kek!
- Kek yok çocom. Sandviç, tost, omlet?
- Ananem nerde?
- Evinde.
- Ananem gelsin bana kek yapsın.
- Ben seni camdan fırlatayım, sen git ananen sana kek yapsın.
- Imm tost yap o zaman. Hayır sandviç yiycem, peynir koyma.

10 dk sonra

- Ya peynir koyma dedim, ıyyy peynir var bunda! (sandviçi yere atar)
- Lan peynir koymadım bebe, tereyağ o, al onu yerden ye şimdi!
- Hayır peynir o peyniiiir ıyyyy!
- Bak evladım o yere attığın sandviçi ya it gibi alıp yersin ya da akşama kadar ulursun yemek diye!
- Hayır yemiycem!
- Yeme çocum, yeme allahın cezası, yeme yavrum, yeme.

2 saat sonra

- Anne kediler sandviç yer mi?
- Aç kalınca herşeyi yerler.
- Ben kedi oldum şimdi o yerdeki sandviçi yiycem.
- Aaa akıllı kedicik, aferin sana.
(sandviçi yer ve ikincisini ister, onu da yer)

- Hadi parka götüreyim seni?
- Hayır, eee tamam parka gidelim ama büyük parka!
- Tamam bisikletini de alalım.
- Ya hayır orda çok hızlı kullanıyorum bisikleti sonra düşüyorum olmaz!
- Lan iyi almayalım o zaman bebe!
- Ama yavaş kullanırsam düşmem, alalım.
- Allağğm tut beni, şeytana uydurma yarabbiiğğğ!

yolda

- Parktan dönüşte ağlamak yok tamam mı, gidelim deyince 'peki annecim' diyeceksin?
- Tamam annecim. Ama çok duralım parkta, 100 kadar duralım tamam mı?
- Tamam çok duralım.

2 saat park mesaisi sonrası dönüş;

- Hadi gidiyoruz.
- Ya hayır daha yeni geldik, gitmiyoruz.
- Evladım iki saat oldu, heykelimizi dikecekler parka, hadi diyorum!
- Hayır diyorum, hayır, hayır, hayır.

Kaçma, kovalama, yakalama, bağrışmalar, hırpalama, arabaya sokma, bağlama..

- Kızım hani peki annecim diyecektin, öyle anlaşmıştık.
- Hayır anlaşmadık, seni sevmiyorum, sen kötü annesin!
- (Vay amk kötü de olduk) Kötü müyüm?
- Evet (aha evet dedi) sen kötüsün, bi daha seninle parka gelmiycem!
- Evet böyle yaparsan bir daha asla parka gelemiyceksin doğru.
- Ööeeee babamı istiyorum, babaağğğğ ööeee!
- Hay senin babayın şarap çanağına!

...........

- Susadım ben.
- Bardağın orada, doldurup içebilirsin.
- Hayır sen getir!
- (cinnete 5 kala) Ben susadığımda senden mi istiyorum?
- Hayır sen getir işte!
- Kalkıp içebilirsin.
- Hayııııııırrrrr! Ben içemem, senin getirmen lazım öööeee!

.........

- O kıyafetleri neden oraya koyuyorsun?
- Yıkandı bunlar, asıyorum ki kurusun.
- Tamam sen as ben toplarım. (astıklarımı çekiştirerek yere fırlatır)
- (cinnete 4) Bebe bin tane oyuncağın var, düşsene yakamdan, defol git oyun oyna hasbinallah yaaa!
- Hayır ben sana yardım etcem.
- Kıpırdamadan ve konuşmadan dur şurada bana en büyük yardım bu olur. (imkansızı istemek)
- Ya hayır duramam, hem çişim geldi benim.
- İyi hadi gel.
- Hayır ben kendim yapıcam.
- İyi yap ama düşme!
.
.
.
- Anne düştüm ben. (vol. 9253728)
- (cinnete 3) Ya bıktım senden yeminle bıktım ya yeter ya yeterrrrr!

.........

- Anne ne güzel koktu, ne yapıyorsun?
- Fasulye.
- Iyyy ben fasulyeleri sevmem!
- Pilav var yanında, seversin.
- Hayır pilavları hiç sevmem, bana makarna yap.
- (cinnete 2) Sana bok yapayım, eşşeğin bokunu yer misin?
- Hihihihii bok yemem ben, sen şaka mı yaptın?
- Hee şaka yaptım. (çok ciddiyim)

.............

- Bana çizgi film aç.
- Açar mısın annecim denir!
- Açar mısın annecim?
- Hayır haber dinliyorum, bekle biraz.
- Ya hayır bekleyemem hemen çizgi film aç! Çizgi film ööeeee aç diyorum, açıcaksın, aç!
- (cinnete 1) Lan on dakika haber bakıcam bi sus bebeeeee!!

Kapı kilidi açılır ve keyifli bir iş gününün tatlı yorgunluğu ile baba eve girer;

- Selaaaam, nasılsınız bakalım?
- ...... (NASIL OLACAZ HAYVAN HERİF NASIL OLACAZ DELİRDİK BU SAATE KADAR, NASILMIŞIZ, NASILIZ SEN SÖYLE, NASIL GÖRÜNÜYORUZ ORADAN)
- Babaaa, babacığımmm, seni çok özledimmm..


Game over.


from my zoiPhone😎

Location:Ev

Sunday, June 19, 2016

Diyaloging

08:30

- Sabah iki lokma peynir yedi onunla duruyor.
- Hı iyi.
- İki lokma peynirle karın mı doyar? Sor birşey istiyorsa yap şu çocuğa!

- Evladım ne istiyosun, ne yapayım?
- Benim karnım top anne.
- Hı iyi.

- Ay ne rahatsın zoi, çocuk aç, iki lokma peynir diyorum yaa!
- Sordum anne, karnı tokmuş. Aç olan çocuk tokum demez di mi?
- Üfff ne biçim annesin, çocuk iki senedir aynı kiloda, çırpı gibi yavrucak, yazık çok üzülüyorum, sevdiği bir şeyi yapsan yer, git yoğurda muz falan doğra onu yer belki.

- Çocom yoğurda muz doğrayayım, yer misin?
- Ya söyledim ya anne, benim karnım TOP!
- Hı iyi.

- Sorana kadar yapıp kaşıkla yedirsen olmuyo mu? Senin üşengeçliğinden vitaminsiz bu çocuk. Ananeciiiiim sana muzlu yoğurt yapayım mı piremsesim? (ulan ben de sordum ya, sordum diye kızdın, git yap dedin ya, sen niye soruyon ki şimdi)
- Üfff anane yaa yemiycem, topum ben!

- Yemiyor. Haftada iki yumurta yese kar. Ne sebze yiyor ne meyve. Doktora gidelim bi. Vitamin yazsın, iştah açıcı versin.
- Anne yeni gittik, kadın boyu-kilosu iyi. Her zaman herşeyi sizin istediğiniz ölçüde yemek zorunda değil. O damak zevki olan bir birey. Vitamin ya da iştah açıcı vermek istemiyorum. Kilosu düşük olsa belki ama ihtiyacı yok dedi ya ANNEEEE!
- Dedi ama yemiyor işte?!?!*
- İnnaaytanyakelkevser...


11:00

- Sabah iki lokma peynirle duruyor, ne yapıcan bu çocuğa?
- Fasulye var, yanına da salata yaparım sever o.
- Hiç et yemiyor bu çocuk, iki de köfte kızart yanına da yesin.
- Anne yumruğu kadar midesi var, neresine yesin hepsini.
- Et yemesi lazım kızım, kan olsun, can olsun. Kızart ordan iki köfte.
- Hı iyi.


12:30

- Yedi mi köfteleri?
- Yedi ve doydu anne. Fasulye ve salatayı yemedi.
- İki köfteyle mi duruyor şimdi bu çocuk?
- İki lokma peynir ve iki köfte evet anne.
- İlk başta köfteyi vermeseydin, fasulye yeseydi azıcık!
- Anne ev kebapçı gibi köfte koktuktan sonra bebeye fasulyeyi önce ye çocom diyemedim.
- Deseydin yerdi o.
- Anne bu çocok 4 yaşında 4. O işler öyle olmuyo.
- Hiç sebze yemiyor bu çocuk. Bacakları, kolları çırpı gibi. Yok yemiyor!


14:00

- Ananeciiiiim, annen sana meyve tabağı yapsın mı? Elma, armut hıı?
- Havuç yiycem ben.
- Annesi havuç getir piremsesime. Biraz da meyve getir yer o.

- Yedi mi meyvesini?
- Anne kol kadar havuç yedi, elmayı ısırıp çöpe attı.
- Yemedi mi elmayı? Ay hiç meyve yemiyor bu çocuk. Vitaminsiz işte. Ne var soyup koysan önüne!
- La havle vela kuvvet inna binna...
- Soyup koysan, oyuna daldırıp ağzına tıkıversen yer o.
- LAN YEMİYOR İŞTE YEMİYOR ANNEAA!
- Bağırma, biz sizi böyle mi büyüttük! Sabah 6'da kalkar, fırına kek koyar, meyve suyu sıkardım ben size. Böreğim, salatam eksik olmazdı. Dolmalar yapar yedirirdim. Çeşit çeşit yedirdim ben size. Doktorlar, öğretmeniniz teşekkür ederdi. Herkes pazardan pazara yıkardı çocuğunu, ben sizi perşembe ve pazar yıkardım. Bir kere bitlenmediniz (ben pirelendim ama onu saymıyor demek ki). Öksürseniz doktora giderdim. Aah ah.
- Bi madalya ne bileyim bi plaket, bi kupa falan verdiler mi peki?
- Terbiyesiz!


16:30

- Havuçla duruyo bu çocuk. Akşama ne yediricen? Makarna ile büyüyor. Vitamin yok ki onda.
- Fasulye, salata, ayran.
- Fasulyeye kıyma koysaydın.
- Anne yaz günü taze fasulyeye niye kıyma koyayım ya? Manyak mıyım ben?
- Et, sebze bir arada olurdu, azıcık kilo alırdı çocuk.
- Ayhhh içimi şişiriyon içimi. İçim böyle balon oluyo, şişiyo şişiyo, sonra hööeeeerrk diye patlamak istiyorum anne. Böyle masayı kaldırıp fırlatmak istiyorum anlıyo musun? Bebeyi yere yatırıp kollarını bağlayıp ağzına kıyma tepmek istiyorum. Sonra tencereyi kafasından aşağı boşaltmak, ayranı burnuna dökmek istiyorum anne. Nöeee yemek istemiyor musun köpeeeek diye tokatlamak istiyorum. Anlıyo musun?
- Kabahat çocukta değil ki. Sen kafayı yemişsin. Git tedavi ol. Yazık bu çocuğa. Hem yediremiyorsun hem bana laf sayıyorsun. Dizim iyi olsa ben bakarım torunuma. Topaç gibi yaparım iki ayda. Ne biçim annesiniz ne biçim insanlarsınızkjnskkknckjsdcmzöxkxvbldmvöçcknx.... (sonu gelmiyor)


20:30

- Yatarken süt ver eline.
- Daha yeni ayran içti anne!
- Sen ver, iki yudum içse kar.
- KALK SEN VER ANNE!

Söylenerek, oflayıp puflayarak kalkıp süt veriyor.

- Hadi benim piremsesim, hadi ananecim bi yudum iç.
- I ıııh içmiycem.
- Hadi benim güzel kızım, hadi ananem, hadi kuzum.
- Karnım top anane, istemiyorum.
- Hadi fındığım, hadi fıstığım, bak kocaman abla olucan.
- İstemeeeem, aylan içtim ya.
- Bak nehir ablan gibi büyüycen, kocaman olucan.
- Ben kocaman olmak istemiyorum anane, içmeeem.
- Bok iç eşşoleşşeğin bebesi bok iç, ayağına kadar süt getirdim kaç yaşında kadınım, dizlerim ağrıyor, sırtım ağrıyor, bok iç!

- Isısısısısısısısıısısısısıssss


08:30

- Sabah iki lokma pey


from my zoiPhone😎

Location:Özbek

Saturday, June 11, 2016

Talih Kuşu

Evde paçamda bebeyle ocağı siliyorum. Sabah yaptığım yenmeyen krepleri pikniğe falan gidersek frizbi oynarız diye tabakta öylece bırakmışım. Ayağım yarı çıplak. Çünkü bir topuğumda mavi diğerinde pembe oyun hamuru yapışık. Öğleden sonra olmuş ama hala üzerimde pijama. Bu eve mi yüzümü yıkayıp makyaj yapacağıdım? Bu pislikte mi kar beyaz elbise giyip salınacaktım ki? Ocağı da terapi olsun diye siliyorum zaten. Örgü örmek, kitap okumak, yoga yapmak gibi. Gözlerim bile yarı açık. Komple açıp etraftaki tozları, penceredeki parmak izlerini, salyaları görmek istemiyorum. Beşinci kahvemi içiyorum. Ne zaman ağzıma bir lokma atsam "anneeğğğğ kakam geldieğğ" dediği için yeme refleksimi kaybettim. Kendi tuvaletini ve temizliğini yapabildiği halde ne zaman ekmeğin köşesini ısırsam bok aromasıyla yutturuyor bana. Ben de en iyisi yemeyeyim de öleyim diye bi tepki geliştirdim. Hiç bir şey yemeyip hiç kilo vermeyen ilk insan olabilirim.

Annem İzmir'de. "Ev boyanıyor, pencereler, camlar değişiyor. Gelmeyin daha temizlik yapılacak vıdıvıdı bıdıbıdı" başından savıyor beni. Ya bir şey olmaz bir köşede otururuz biz gelelim diyorum, bu sefer de "Öhhöee öhööe valla boğazlarım fena, kız hasta falan olur" diye işini sağlama alıyor. İyi anne iyi. Yok yani zaten benim de hiç tatil falan yapasım yok bu sene, bütün yılı evde anti-depresan ilaç kutularından kule yaparak geçirmek istiyorum. Çok yoğunum anne çoook! Bildiğin gibi değil. Hani gel desen de gelemem. Yoğunum annee!

Ağzım köpürmüş halde tırnak törpüsü ile ocağın kenarlarını temizlerken sevgili eşim gelip "hazırlan, yarın izmire gidiyorsunuz" dedi. Kulaklarım dikildi ve ona baktım. Hazırlan dedi. Kuyruğumu sallayıp etrafında bir kaç tur attıktan sonra sevinçten kucağına atlayıp yüzünü yalamaya başladım. Kafamı okşayıp sevdi, sakinleştirdi beni.

Her gittiğimde koca valiz hazırlıyorum, hiçbirini de giymiyorum, bu sefer minik bir çanta yapacağım diye başladığım hazırlık üç bavul ve iki çanta ile sona erdi. Sabahın kör saatinde babamla çıktık yola. Evladım da en az benim kadar sevinç içinde kuyruk sallıyordu tabi ki. Hatta yolda ara ara bana bakıp "anne bir daha o eve dönmeyelim olur mu" diyordu. İkimiz de kusacak kadar eve tıkılmıştık çünkü. Olur kızım, dönmeyelim. Dönmeyelim anasını satiim..

Evi gayet temiz ve düzenli buldum. Dış cephe boya işi bile az kalmış. Annemin öksürüğü de biz geldikten iki gün sonra aniden kesildi. Dolayısı ile ben de eve yayılmak sureti ile kısa sürede yerleştim. Kızımın yeni ikameti ananesinin paçası olduğu için pek rahatladım. Annem bunalıp babama, babam bunalıp anneme paslamak suretiyle akşamı ediyorduk. Yemiyor bu çocuk, aç bu aç, annesi yedirsene, sen yersen o da yer(?!), ay aç bıraktı çocuğu diye darlamaya başladıkları noktada netten okul bakmaya başladım.

Sonra olaylar pat-küt gelişti;

PAT
Bir davetten dönerken gözüme nette gördüğüm anaokullarından birinin tabelası ilişti. Babaağğ dön şurdan dön diye can havliyle direksiyona atladım. Daha ne oluyor, neresi burası, kim bu, ne? demeye vakit bırakmadan ön kayıt evraklarını imzalıyordum ben. Tamam o zaman yarın sabah bırakıyoruz hamfendi, saygılağğğrr diye çıktım kapıdan. Çünkü o an kayıt için sağ elinizin küçük parmağını satırla kesmemiz gerekiyor deseler, ya lafı mı olur kolumu alın diyecek durumdayım.

KÜT
Ertesi sabah saat 8'de kızı bırakıp 5km yürüyüş yapıp, iki saat güneşlenip, iki saat duş alıp, iki saat dergi okuyup, iki saat uyumak sureti ile günümü gün ettim. Ve akşam şıkır şıkır giyinip sanki bunları hep yapıyormuşum gibi burnum havada kızı almaya gittim. Ve sonsuza kadar mutlu yaşadım.

Tatil gibi tatil ulan. Tamam buraya servis olmadığından ben götürüp getireceğim ama 15 dakikalık yol için yas tutamam yani. Ha yolda hiç durmadan "gitmek istemiyorum, beni bırakma, daha ne kadar gidicem okula, ne zaman bitecek, gitmek istemiyorum, istemiyorum, öeee" diye söylenerek beyin ölümümü gerçekleştiriyor olsa da dönüşteki sessizlik herşeye bedel. Okul ne zaman bitecekmişmiş. Diyemiyorsun ki daha 15-20 yıl okul ulan. Aklı erse düşüp bayılır herhalde bunu desem. Vah yağzııık..

Akşama kadar tepemdeyken bir türlü geçmeyen zaman okuldayken zırt diye geçiyor. Bilim insanları bunu açıklasın lütfen. Ayrıca aman yazın okula başlasın, hasta olmaz, o olmaz, şu olmaz derken daha üçüncü gün ateşi zirve yaptı amk. Hasta çocuklarını okula yollayan sorumsuz ebeveynler yüzünden biz de onların konumuna düştük. Öksürük, burun akıntısı, ateş bunların yazı, kışı yok karşim. "Sınıfta hapşuran çocuk yüzünden hasta oldum, gidip ona kızıcam ve tekme atıcam" dedi benim edepli narin piremsesim. Tekme atma da git ensesine bi tokat atıp anana selam söyle de diye kibarca uyardım ben de. Çünkü damarlarımızdaki asil kan bunu gerektirir.

Ya öyle sevgili okur. Bildiğin talih kuşu kafama zçmış bu yaz. Herkes aiiyy okullar kapanıyor, ne yapcas bebeyle tüm gün diye inim inim inlerken, kolunda dizi dizi burmalar olan kayserili zengin kodaman karıları gibi kasım kasım kasılıyorum bu aralar. İki lafımdan biri okul. Yıllarca okula gidiyor mu? neden gitmiyor? sorularına ezik cevaplar aramaktan usanmışım zaar. Sorun arkadaşlar sorun. Böyle ağrıyan kulunçlarıma doğru sorun. Ohhhşş..

Herkese hayırlı ramazanlar, hayırlı oruçlar, huzurlu tatiller.


from my zoiPhone😎

Location:Özbek

Tuesday, May 10, 2016

Mayıs Hoşgeldin mi?

Sabah işe gitmek için kurmuş alarmını. Galiba 6 küsürlü bir saatte, bangır bangır son ses alarm çalıyor. Allaaaahuekber diye fırlıyorum yataktan, deprem mi oluyor lan bu ne? Savaş alarmı değil telefon alarmı olduğunu anlamam bir kaç saniyemi alıyor. Bakıyorum adam hala horul horul uyuyor. Bu seste, valla hayret. Tabi o sinirle buna bi tepik atıyorum, hııaağ nolio ya diye homurdanıyor. Kapatsana olm şunu, ömrümden on yıl gitti bu ne ses amk, uyan nereye gideceksen elimden bir kaza çıkmadan bas git. Ya tamam, beş dakka sonra uyandır beni diyor hala. Tavada yağı kızartıp dök kulağından diyor şeytan, ne duruyorsun? Beş dakika sonra 'şşş bilader kalksana' diye dürtüyorum, "taam anne yiaa" diyor. He anne hee, kalk oğlum servis kornaya basıyor aşağıda! Tövbe yarebbi, şu saatte suçum yok, günahım yok mehter marşıyla ayağa diktin beni, ulan alacağın olsun diye kahvesini hazırlıyorum. Öpüp uğurluyorum sonra, hadi işin rast gitsin diyerek. Çelişkili bir sabaha daha uyanıyorum..

Bunun bebesi de akşam benim başımı beklediği için erken uyanamıyor. Kızım git yat, uyu diyorum, ı ıh. Aman onu bırakıp alemlere akarım diye kaynana gibi tepemde. Akşam saat 23 olmuş, bizim evde sanki yeni yıl coşkusu. Bütün ışıklar açık, müzik, dans, yalnız kalma ihtiyacı olan bir insanı kederinden öldürecek cinste bir eğlence vukuu buluyor. "Ben uyumayı seemem anne" elinin körünü sev evladım. Neyse, ben de bu sayede sabahları komple ıslanacak kadar duş alabiliyorum. Neredeyse iki sene sırtına su deymeden duş alabilmiş insanım ben. Uzun uzun suyun altında kalmanın lüksünü anlayamazsınız. Hangisi iyi karar veremiyorum. Erken uyusa akşam ve hatta gece bana kalır, kafam, gözüm dinlenir. Geç yatıp öğlen uyanınca da tüm sabah benim. Bu sene okula başladığında elimi, kolumu nereye koyacağımı şaşıracağım eminim. Kafası kesik tavuk gibi gıdaklar dururum artık. İlahi okul disiplinini dört gözle bekliyorum..

Öğlen uyanan bebeyi akşam yorgun düşürebilme stresini bilir misin abidin? Yakınlardaki büyük parka gidiyoruz. Her seferinde giderken çantama kitap koyuyorum. Ne kadar amerikan filmi izlemişim hesabet. Evladım gözümün önünde şen kahkahalar atarak eğlenirken kitabımın 178. sayfasından gözümü hafifçe kaldırıp ona bakacağım ve vicdanımın sıcacık battaniyesinin altında esrarengiz roman kahramanının hikayesine devam edeceğim. Bu daha bebekken de çantama allık ve ruj koyardım. Bir yerde es verip yapmadığım makyajımı tazelerim belki diye. Hep bu filmler yüzünden herşey çok kolay ve eğlenceli geliyor amk. Film onlar olm film. Hepsi rolünü yapıp evine, mutsuz hayatına devam ediyor..

Geçen bir arkadaş arabasını geri geri park ederken kaza yapmış. Ne oldu, nasıl oldu, geçmiş olsun dedim. İlk defa çocuğu babanesine bırakıp kız kıza dışarı çıkmış. Bir an önce arabayı park edip arkadaşlarının yanına oturmak istiyor. İyi de araba kullanır. Hava karanlık, geri vitese takıp sağ elini yandaki koltuğa koyup hizalama yaparken arkadaki sensörlü oyuncak "merhaba ha ha ha" deyince korkusundan gaza bir yüklenmiş, çöt diye duran arabaya bindirmiş. Elim, ayağım boşaldı lan orda diyor. Ben olsam altıma ederdim. Gecemin rezil olmasına mı, parkçılarla papaz olduğuma mı, sinirden gülerken kocama durumu anlatamama mı neye üzüleceğimi şaşırdım dedi..

Çocuksuz dışarı çıkmak bile başlı başına atraksiyon. Bazen kız kıza buluştuğumuzda kulağıma ses geliyor; "anneeee ben hamburger istiyorooom". Hayır diyorum bu bir kabus, sakin ol zoi, lütfen duyma bunları "anneee çişim geldiii" hayır zoi, geçicek, karşındakinin ne anlattığına odaklan, "anneee yere tükürdüm, hadi sil hihihi", ne içiyorsan koca bir yudum al zoi, müzik çalıyo onu dinle. Telefona bakma dakkada bir! Babası ile iyi vakit geçiriyordur. En kötü aypede bakmaktan miyop falan olur, senin delirmenden iyidir. Di mi..

Eylül'ü bekliyorum, gözlerim kapalı..

Öperim.


from my zoiPhone😎

Location:Ev

Wednesday, April 13, 2016

Hasta Menüsü

Orta okuldayım. Her o yaş kişisi gibi ben de ambalajlı, ambalajsız bütün sokakta satılan leş şeyleri afiyetle yiyorum. Cebimde 1 lira kalarak eve gelmiyorum. O 1 lirayı bile o leş macuncuya verip vıcık vıcık renkli şeyi bitirerek giriyorum eve. Evde (şimdi olsa mis gibi) iğrenç kapuska kokusu. "Yo onno yono mo koposko" diye havlayarak odama geçiyorum. Kapıyı kilitleme huyum var. Neden? Çünkü pencereden belime kadar sarkıp sigara içicem. Hatırlamıyorum nerede saklıyordum, eve sigara nasıl giriyordu ama hiç sigarasız kalmadım. Zaten bir alışkanlık değil mini bir ritüeldi o içiş. Hatta isyandı sıradan hayatıma. Olması gerektiği kadar isyankar ve asi halimle akşam yemeğini de reddediyorum. Ama sigarayı içince bir tuvalet ihtiyacı oluyor ya. Giriyorum tuvalete, ulan sanki bağırsağıma çimento dökmüşler. Çıkmıyor namussuz. Annem kapıyı çalıyor "yo onno bo got yoo" diye kovalıyorum. Sonra baktım olay ciddi "onno çokmoyor booğğ" diye bağırıyorum. Kadın tuvalete kayısı suyu ikramı yapıyor. Tabii ki pisikolocik olarak ve duvarları yumruklamak suretiyle rahata eriyorum. Kabız bir ortaokul insanı..

Lise de aynı. Kantin tostu ve kola ile beslenen gençlik tuvalette duvara karşı boks yaparak zçabiliyordu. O zamanlar tuvalette bir tetris bir de "laf sokma" defterim olurdu. Hani şimdilerde twitter'da 150bin rt alan o kasılmış aforizmaları biz orta okul, lisede deftere yazardık. Bir elime geçse o defter ne eğlenirim şimdi. Kayboldu gitti.

Geldik üni'ye. Birbirini tuvalette kalma süresine kadar bilen kankalıklar kurulduktan sonra başladı bir yarış. "Kızım ne kadar kısa kalıyorsun wc'de oha" dedi birisi.

- Oha zoi, ne yapıp çıktın la sen?
- Çşimi yaptım lan işte!?
- Olm kaç saniyede yaptın?
- Lan sanane, yalan mı söylücem?
- Bi daha ki sefere yarışak mı?
- Yarışak amk!

İşte böyle başladı iç hastalıkları profesörüne kadar giden o acılı yol.. Yıllarca gerek okulda gerek beraber gittiğimiz her yerde yarış. Oldu mu sana bi alışkanlık. Evde kimse yokken bile saniye tutuyorum. Bir ıkınma, bir ıkınma ki sorma. İki saniye erken çıkmak için dalağımı bırakabilirim orada. Sıkmaktan dişlerim, ıkınmaktan belden altım iflas etti. Ulan herkes malını mülkünü yarıştırır bizim hale bak..

Neyse yıllar sonra bu sidik yarışının daimi birincisi olan ben kronik hemoroid olurken ikinci ve üçüncüler fistül dedikleri hafif çatlaklarla hayatlarına devam ettiler. Öyle lafta sidik yarıştırmayız biz hacı. Kendine güveneni toalete beklerim. Ya da evde test edin, el yıkama da dahil 9 saniyeyi geçebiliyonuz mu? Sanmam.

Konu bulamayınca b*ka sarmak dedikleri durumu hep beraber bizzat yaşamış bulunuyoruz. Hepimize geçmiş olsun.

Ama bak bu hemoroid için benim canım annem neler neler denedi üstümde. Ya hangi hastalık sıcak kiremite oturarak tedavi edilir arkaaşım? Ana fikir popoyu sıcak tutmak anladım da kiremitin sürece etkisi ney? Çünkü Sebayat teyzenin görümcesinin halasının kızı kiremite oturmuş, g*tü iyileşmiş. Tam bir şehir efsanesi. İyileşmedi tabii ki..

Kirpi eti. Evet evet kirpi eti. Sebayat teyzenin görümcesinin halasının kızının kuzeni kirpi eti yemiş, ertesi gün iyileşmiş. Ya kirpide et olduğunu nerden çıkardınız. Kirpi hareket edebilen diken değil mi arkaaşım. Ayrıca ben kirpi eti yesem g*tüm iyileşir mi bilmem ama miğdemi ağzımdan çıkarabilirim yani..

Salyangoz. Ama her salyangoz değil; yağmurdan sonra çıkangiller. Ne kadar b*ktan bir hastalık yarebbi. Bizzat pişirip koydu önüme. Fığansız usulü salyangaçyo dö la piğer (gırtlaktan okuyun lütfen). Kapat gözlerini ve harika bir dana eti yediğini düşün dedi. Gözümü kapattığımda ciyak ciyak kaçışan salyangozlar görüyordum. Kaşığı ağzıma kadar getirdim, ı ıh, ağzım açılmadı..

Turunç dedi sonra. Sebayat teyzenin görümcesinin halasının kızının kuzeninin amcası turunç rendeleyip poposuna sürmüş. Adam bildiğin manyak yani. Sülalece manyaklar. Ya niye kimsenin aklına doktora gidip ilaç yazdırmak gelmiyor anlamadım ki. Yeterli derecede inandırıcılığı olmadığından onu da denemedim.

Ankara'da meşhur bir doktor var. Konuyla alakası olanlar şıp diye bilir. Adam sihirli değneğiyle bir dokunuyormuş yeni doğmuş bebek şeysi gibi oluyormuş fln fln. Bundan yıllar önce aradım. Dehşet bir ücret söyledi telefondaki kadın. Nööeeyy, ulan o paraya uzayda seyahate gidiyor millet be. Bir de nakitmiş, kredi kartı kabul etmiyormuş. O kadar parayı bir arada görmemişim ben daha, bulup g*tüme basacam he? Hamfendi kamera şakası mı, nereye el sallıycam demişim sonra..

Tam ulan kurtuldum, geçiyor herhalde derken hamilelikle tekrar hortladı. Malum karnında insan olan bir insanın bağırsakları sol omzunda falan oluyor. Omuzundaki dışkıyı çıkarmakta üç günü buluyor. Bir bakmışsın belden altın lale bahçesi..

Tamam tamam. Bu kadar yeter..

Bir daha ki sefere konu bulup oturayım ekran başına..

Bunu saymam seyırcı, yine beklerim ehi!

Sevgiler.


from my zoiPhone😎

Location:Ev

 
Designed by Beautifully Chaotic