Ne Aramıştın?

Yeme, içme, gezme, görme, gülme, annelik, babalık, çocukluk, sanat, çizme, boyama, müzik, tiyatro, film..

Tuesday, February 5, 2013

Elalemin Bebesine Elleme

Marketteyim. Kız market arabasının ön gözünde oturuyor. Sağa sola sarkıyor elleyip, kırıp dökmek üzere. Onu kolluyorum, bir yandan alacak listesine bakıyorum. Kıyafetinden anladığım market görevlilerinden biri kızı oturduğu yerden alıp kucaklıyor, gel bakalım senle kasaya gidelim diye götürüyor kızı.

Arkadaşım ne oluyor alo? Öyle hop diye alıp götürülür mü çocuk? Pardon ne yapıyorsunuz diye sesleniyorum, bana bakmadan kızla konuşuyor "annesi sen alışverişini yap biz kasada seni bekliyoruz" Ney? Hanımefendi rica etsem çocuğumu verir misiniz diye kibar bir kaplan gibi atlıyorum. Aa annen seni bana vermiyor görüyor musun diye sitem ediyor kızıma bakarak. Kadın beni muhatap almıyor, tam bir hasta. Vıcık vıcık öptükten sonra bir zahmet iade etti çocuğu. Ay manyak!

Bi de daha iki aylıkken yolda görüp "ver yavrum kucağımda seveyim" diyen bi teyze vardı. Teyzeden kaçıracam diye karnıma geri sokuyordum çocuğu. Kadın haykırarak atladı üstüme "ver veeer onu bana" diye. Yol kesip bebe mıncıran çeteler var. Psikopatlar. Asansörde yakalayan flörtöz çiftler bi de. Ay ne tatlı Şaban şuna bak diyip ketçap kokulu elleriyle makas alanlar, yüz okşayıcılar. Elalemin çocuğunu niye elliyorsun arkadaşım?

Bu konuda zaman geçtikçe rahatlamak yerine geriliyorum arkadaş. Uzaktan sevmek, ay ne tatlı maşallah diyip bi gülücük atmak diye bir şey var. Hayatımda tanımadığım birinin bebesine koşup sarılmadım, öpmedim, ilgilenmedim bile. Ay ne şeker diyip gözümü çevirmem yarım salise almadı. Bundan mütevellit olsa gerek şimdi milletin bebesini mıncıranlara kılım. Hele ki izinsiz. Hele ki fazla samimi yaklaşımlar. Ay bi kucağıma alayım çok şeker! Yok ya? Bu ne samimiyet? Tövbe tövbe.

Ne yapıyoruz arkadaşlar? Uzaktan seviyoruz. Anne hassasiyeti ve bebek/çocuk sağlığına önem veriyoruz. Durduk yere sapık damgasını yemenize gerek yok. Ha şunu da mutlaka ekleyeyim; çocuğunuz olunca anlarsınız.


mobil hareketler
Location:Ev

Friday, February 1, 2013

Büyümek ve Zaman Hikayeleri

"Ay şekerim çok çabuk büyüyorlar tadını çıkart" diyenler haklı. Hakikaten büyüdü de paçama yapışmaya başladı bile. Gülüyor, yürüyor, neredeyse anne diyecek. Doğduğunda giydiği ilk tulumu bir karış kaldı yanında. İlk çorapları ayağına olmuyor, ilkler küçüldü.

Bilim insanları brokoli yiyip mekik çekmeden uzun yaşamanın bi yolunu bulsunlar artık. Bi hap olsun içelim, hücreler tazelensin mesela. İlkokulda meltem diye bir kız vardı sınıfta. Nasıl narin, kibar küçük bir hamfendi. Saçlarını iki yandan örer, kırmızı kurdele takardı. Örnek öğrenci! O teneffüste özenle kalemlerinin ucunu açarken, ben kalemle sıraya adımı kazırdım. Eminim şimdi bir ingiliz kontuyla evlenip düşes olmuştur.

Orta okulda pelin vardı. Çıtı pıtı, ince kemikli ve hep bu tip kızlara özgü bi narinlik hatta yanaklarında çiller falan. O teneffüste etekleri uçuşarak şarkılar söylerken, ben kantinde sucuklu tost sıramı kapan çocuğun kafasına pabuç fırlatır disipline giderdim. Pelin de şimdi bi holding sahibiyle evlenmiş, sol kolunda fino köpeği ve şoförü ile altın günlerine gidiyordur.

Üniversitede okulun en yakışıklısını kapıp evlenme hadisem ortada. Sırf bu son şansım adamı kaçırmayayım diye meltem ile pelini içimde harmanlayıp, ortaya çıkan mutant ile hayatıma devam ediyorum. Bebe yapana kadar iyiydi de bebeden sonra hormonlar ilkokul evresine geri dönünce blog yazmak durumunda kaldım.

Yaz kızım Osman! Geçen çamaşır asıyorum, kafamdan da kendimle konuşup duruyorum "bu çorabı, bu donu kaçıncı yıkayışım bunun sonu yok, kürek mahkumu gibi çek-a-çek" diye. Arkamdan okulun yakışıklısı gelip böh demez mi! Ayy diye hopladım tabi. Benim korkmam gerekirken adamın yüzü bembeyaz oldu. Bi süre baktık birbirimize öyle şaşkın. Ne oldu dedim? Aynı bir kız gibi kibarca ayy demişim korkmuş! Beklentileri öyle hayvani ki. Terliği kafasına fırlatıp küfür etmemi bekledi.

Başa dönecek olursak; evet çok çabuk büyüyorlar, büyüyoruz. Bir, iki, üç derken bi bakıyorsun senin şimdiki yaşına gelmiş bile. Zaman hem eğlenceli, hem hızlı, hem korkutucu bazen de fazlasıyla yavaş. Ve zaman çok değişken.

Zaman çok acayip bebeğim.

Büyümek çok acayip..

E haydi o zaman gelip geçen zamana içelim. Müzikkkaaa..

mobil hareketler
Location:Ev

Sunday, January 27, 2013

Güncel 10

Ben iyi olalım, tartışmayalım, huzurumuz kaçmasın diye uğraşırken adamın dediklerine bak; doğumda senin göbeğinde birşeyler unuttular herhalde!.

Bu ne şimdi? Sene 2013 espiriye bak! Doktora gidelim gösterelim göbeğini! Ne kadar kibar, ne kadar düşünceli bir yaklaşım. Her güzel kadın gibi benim de 5 kilo fazlam var işte. O beş kiloda göbeğimde ikamet ediyor. Tek derdim o olsun. İçimden insan çıktı. O yüzden olabilir mi?

Ateşi çıkan, hastalanan çocuklar gibi bizimki de huysuzluğun dibini gördü. Yemiyor, içmiyor, uyumuyor, susmuyor ve kucağımdan inmiyor. Sabahlara kadar nöbet tutup ateş ölçerken bir yandan da kankayı tepiyorum horlamasın diye. O kadar rahat uyuyor, benim kalkıp çocukla ilgili her soruna çözüm olacağımı biliyor ki insanın siniri bozuluyor. Horlamasa bile tepesim geliyor canım sevgilimi.

İyi değilim. Deliliğin ince çizgisinde yürürken düşmeyim diye durmadan evi temizliyorum. Kafamı dağıtayım diye alışveriş yapayım dedim yapamadım. Aylardır parfüm alıcam, gidiyorum mağazaya alayım diyorum kasada bırakıp gidiyorum. Alıp ne yapacan diyor içimdeki ses. Alışveriş demek kıza birşeyler almaktan ibaret olmuş.

Şöyle bir hafta kendi başıma tatil yapsam. Kaplıcaya mı gitsem, kaymaya mı gitsem, yaymaya mı gitsem yoksa sıcak ülkelere mi göçsem bilemedim. Öyle ihtiyacım var ki arkama bakmadan basıp giderim. Geliyorlar soldan soldan.

Bana ben lazımım gerisi hikaye. Gel gör ki kızın doğum günü geliyor gidemem. Öyle büyük şakşaklı bi kutlama yapamam. Çok heyecanlı değilim aslına bakarsan. Yorgunum. Eve iki balon, iyi ki doğdun yazısı, bisküvili pasta ve mum. Annem kesin altın günü gibi bir masa hazırlar kısırlı, börekli. Al sana doğum günü. Yemeğini yiyip yatsın başka birşey istemem.

Köhne bir balıkçı kasabasına yerleşeyim diyorum. Başıma yazmamı, altıma şalvarımı takayım, çapayla tarlayı dövüp durayım en iyisi. Şehir hayatı ve teknolojiden uzak, tezekle ısınan sobanın pişirdiği tarhana çorbasına talim bi hayat yaşayayım bir süre.

Haydin sonuna geldik, yine yüksek sesle süper bi müzişın dinleyerek ayrılalım.

mobil hareketler
Location:Ev

Monday, January 21, 2013

Elit Olmalı mıyım?

Kaç gün olmuş yazmayalı. Birinizde merak etmemiş bu kız nerede diye. Tüketim toplumu işte. Oku kapat bitti gitti. Öldüm mü, kaldım mı diye bir sor di mi. Özledik de, sensiz olmuyor de, günler geçmiyor de. Çok vefasızsınız çok.

Neymiş argo yazıyormuşum. Ya ben de elit olmak istiyorum. Anne buluşmalarına şoförümle gidip, chanel elbiseme kahve dökmeden merhaba şekerim eşim katılamadı, golf turnuvaları başladı malum demek istiyorum.

Sonra ne bileyim instagrama arabamın markasını ortalayarak çekip koymak, pahalı markalı torbalarımı koyup görgüsüzlük yapmak ist(em)iyorum. Üç katlı malikanemin merdivenlerinde çocuğumun fotosunu paylaşmak, ünlü yakınlarımın düğününde boy göstermek, yine o düğünlerde sahneye dolar fırlatan kocamın videolarını yayınlamak istiyorum. Yapmıyorum.

Çocum ayaklandığından beri hem daha rahat hem daha hızlı geçiyor zaman. Geçen gün kanka konuşurken sürekli tekrar ettiğim şeylerden bahsetti. Akşam eve gelip ee ne yaptın bugün dediğinde cümleye "sabah kalktım elimi yüzümü yıkadım" diyerek başlıyormuşum. Hep ama. Bunu niye üstüne basarak söylüyorsun ki dedi. Ne bileyim. Hem ben ne dediğimi biliyor muyum?

Bir de durmadan yarabbi çok şükür diyormuşum. Valla farkında değilim. Değildim. Dikkat edince hakikaten dediğimi fark ettim. Senin adın şükran olsun dedi. Adım şükran olsa sırf adım yüzünden benimle evlenmezdi. Şükran kalp batuhan. Gerçi daha önce yazdım mı bilmiyorum ama annem az kalsın adımı 'kader' koyacakmış. Tam istikbalimin içine edecekken babam kontrolü ele geçirmiş. Adım kader olsa yine sever miydin beni dedim bizimkine yok dedi. Yüzüne bile bakmazdım dedi. Zaten adım kader olsa ben de o psikolojiyle bi pavyonda en iyi ihtimalle uvertür olurdum..

Ya bi de şuraya yazdığım şeyleri arkadaşlarımın anneleri okuyormuş. Daha kendi annem bilmiyor, bilse neler olur neler. Bala teyzecim, Nazan teyzecim yapmayın etmeyin. Ya koskoca kadınlarsınız aaa hiç yakışıyor mu kapat kapat aaaa!. Hem baloşum sen bilirsin ben hiç argo konuşur muyum? Aaa pırlanta gibi insanım. Burası karanlık yanımın dışa vurumu.

Haydi şimdi güzel müzikleri dinleyerek tatlı tatlı uyuyalım.

Saygılar..

mobil hareketler
Location:Ev

Wednesday, January 16, 2013

Güncel 9

Bu sene biraz daha az söyleneyim diyorum. Eh çocuk büyüdü, biraz kolayladı işler diyeyim, sen yine de inanma. Az söyleneyim, kendimi eleştireyim, kendimi geliştireyim, daha olumlu olayım. Kilo vereyim, mutlu olayım falan. Hak ettim di mi ama.

Çocum kendini kurtardı. 8 dişi ile odunu versen öğütür, yer. Düşman başına bir uyku düzenimiz var ama ne yapıyoruz tabi ki ellerimizi havaya kaldırıp 'buna da şükür' diyoruz. Bu sene az söyleneceğim değil mi. Yolumdan şaşmıyor ve önüme gelen her sıkıntıyı hafife indirmek babında şükür ediyorum.

Evin düzeni iyi kötü oturdu. Yemek ve temizlik tamam da gezme tozma işini beceremedim. Boğulana kadar evde yaşayıp büyük bir sıkıntı ile kendimi dışarı atıyorum. Belli bir program yap, iki güne bi çık, gez, dolaş di mi! Yok on gün evde otur, adamın burnundan getir, on birinci gün ömrümü yediniz, hayatımı mahvettiniz, bitirdiniz beni diye kavga dövüş at kendini sokağa.

Manyak miyim neyim. Hava soğuk bebe üşür diye koca kışı evde geçirecek gibiyim. Bak otele gidelim, kayalım, eğlenelim, termale gidelim dersen bebeyi sırtıma bağlar yine gelirim. Ama bana hadi çık gel gezelim deme. O bana yük. Zamanla bu da geçecek ama olan bu iste. Ev ev ev ev ev ev ev -patlama, çığlık, deli bakan gözler, amuda kalkıp kahkaha atma, salçayla duvara 'içimde şeytan var peder yardım et' yazma, ağlama krizi, yarım xanax, birinin gelip seni çıkarması- gezme, rahatlama ve eve dönüş olarak geçiyor zaman.

Adam da işinde gücünde. Bebeyle de ilgileniyo. Arada beraber dışarı çıkıyoruz. Sinemaya gittik inanmazsın. İçmeye falan gittik. Kendisi eski halime döndüğümü iddia ediyor. Lohusa ayaklarını yemezler artık diyor. Nerde okumuşsa, bir kadın suç işlediğinde eğer lohusa dönemindeyse cezası belli oranda düşermiş. Şimdi mi söylenir bu? Ben seni otuz sekiz yerinden bıçaklamamak için içimde ne savaşlar verdim biliyor musun!

Amaan hayat boş, eğlen coş. Mis gibi güneşli kış günlerinde canımı neye sıkacakmışım allasen. Yok bebe uyumadı, yok adam beni gezdirmedi, yok çamaşır serilmedi, yok yerler süpürülmedi, yok yemek, yok b*klu bez.

Hayat bir gündür o da bugündür demiş ya biri.

Aynen öyle karşim.

mobil hareketler
Location:Ev
 
Designed by Beautifully Chaotic