Ne Aramıştın?

Yeme, içme, gezme, görme, gülme, annelik, babalık, çocukluk, sanat, çizme, boyama, müzik, tiyatro, film..

Wednesday, December 5, 2012

Anlık

Balık çorbası işine giriştim. Verimli bi gün olması bakımından. Hem çocuk bakar, hem yemek yapar, hem blog yazar, hem alışverişe gider, hem içer, hem de akşam gelip masasında renkli işler peşinde koşar diye bahsedilmek için. Aferin bana, bi makas alayım yanağımdan..

Yaptığım uyduruk yemeklerin tarifi istiyorlar. Ben de diyorum ki evde ne varsa koy tencereye haşla. Çorbanın da tarifi mi olurmuş. Haşlanmış sebzelerin içine ister kıyma, ister tavuk, istersen balık koy. Yağsız, unsuz, tuzsuz birşeyler işte. Renkli falan ama tadı bildiğin rezalet. Gerçi kanka çok beğeniyor çorbalarımı. Elim iyi şekerim taş kaynatsam yeniyor.

Gerçi iki seferdir pırasa yemeğinde cortluyorum. Lokum gibi yapardım kanka parmaklarını yerdi. Dün pişmediği gibi üstüne su eklememe rağmen altı yanmış. Pişmiyorsun madem niye yanıyorsun? Madem yandın niye pişmiyorsun?

Annem bizdeyken boş boş oturuyordum ne güzel. Çorbayı pişirirken onu düşündüm. Tam oh be morukladık, belimiz büküldü, herifle tüm gün evde oturup takma dişleri temizler, baston savaşı yaparız diye rahatlayacakken torun gelecek. Anneeaaa ben gezecem al şuna bak diyecek bizim kız.

Erkek anaları ne şanslı. Gelinle geçinemez dolayısıyla da torunun b*kuna ellemez. Uzaktan "ay pek şeker bişi maşallah" diye bakar. Kızın anası da bakıcı gibi b*kuydu, yemeğiydi, temizliğiydi yazık. Ben osbeşte doğurdum. Benim kızda aynı doğurursa artık huzurevine getirir bakmam için. Adımı sorsan madonna diyeceğim vakitte 'ben gezecem al şu bebeyi'. Dur bakalım seni tanıyor muyum acaba? Bi sor di mi ben kimim diye. Allah gecinden versin tabi.

Bak yazana kadar pişti yemek. Zaten yapması değil yedirmesi mesele. Dişler yüzünden çocuğun iştah yerlerde. İştahı açılsın diye elma armut yediriyorum. Sonra çorba ve meyve püresi. Üstüne de yoğurt. Sen sağ ben selamet.

Akşama muhallebi, sabah peynir, ekmek. Geçen babasına bıraktım, bebeye mandalina kabuğu vermiş yediriyor. Çocuk ağzına basmış kabuğu nefes alamıyor. Ne yaptın ya diye zıpladım üstüne. Baba kafası diye birşey var ki allah hepimizi o kafadan korusun.

Valla çok gözel bir gün daha beni bekliyo. Bebe uyansın yedirip dışarı atacaz kendimizi. Kapı kapı dolaşıp alışverişe. Ordan bi house party varmış bol şampanyalı. Artık ordan sağ çıkar mıyız bilmem.

Bana iyi eğlenceler, sana kolay gelsin.

Şimdi ruh halimi yansıtan bir şarkı ile veda ediyorum.

Haydi huuooopppaaaaa..

mobil hareketler
Location:Ev

Tuesday, December 4, 2012

Kist-Hidatik

Annem arkadaşıma gidiyorum diye evden çıktı, bir daha kendisinden haber alamadım. Fazla yüklendim galiba kendisine. Normal bir hayat yaşamaya çalışmıştım sadece. İnsan gibi uyumak, sosyalleşmek, masadan kalkmadan yemek yiyebilmek, müzik dinlemek, kitap okumaktı suçum. Ben bunları yaparken çocuk bakmaktan insanlıktan çıkan annem evi terk etti. Nasıl oluyormuş anne? Zor di mi? Sen kaçarsan, ben kaçarsam kim bakacak bu bebeye anne? Ay nesi var tek çocuğun, şıp diye büyür rahat edersin diyordun hani? Şıp diye kaçtın?

Üç hafta krallar gibi yaşadıktan sonra evde ne yapılır ki. Tabii ki pişir, temizle, topla, yıka, uyut. Ben de bıktım bunları anlatmaktan ama durum tam da bu. Hava berbat. Yine hastalanmayalım diye evden çıkmıyoruz. Perişan olduk geçen sefer.

Brokoliden çıkan böceklerden bahsedeyim size. Bu gün kafayı onlara taktım. İki sefer kızın çorbasını çöpe attım. Defalarca yıkayıp, sirkeli suda beklettim yine çorbada hoop bir böcek. Bugün brokoli renginde kurt bile gördüm. Nasıl bir kamuflaj nasıl bir hayatta kalma direnci, o kadar yıkamaya ölmemiş hala kıvrılıyor. Yine çöp yine çöp!

Ben ameliyat oldum bu sebepten. Sebzelere dadanan böcekler karaciğerde yer etmiş. Kist-hidatik dedikleri karaciğer iltihaplanması yüzünden bıçak altına yattım.

Bak ameliyata giden yol nasıldı onu anlatayım sana. Bi gün kankayla geziyoruz. O zaman daha evliliğe ikna edememişim flört ediyoruz. Hafta sonu yemeğe gideceğiz. Yedik, çıktık, arabadayız. Ben kaşınmaya başladım. Ama öyle böyle değil. Koltuk altımdan iğneyi sokuyola ta ayak tabanıma kadar. Kaşı kaşı kaşı kaşı..

Arabadayız daha. Koltuk altım, ayak tabanım derken dudağıma sıçradı. Dudağıma dokunmamla pırt dedi şişti dudağım. Sonra kaşım kaşındı. Elimi bi attım pırt kaşım şişti. Akşam vakti, aynaya bakamıyorum. Ya yüzüme bir bak bişeyler oldu dedim. Ne oldu dedi. Valla kaşım gözüm mü şişti anlamadım, ışığı açıp bana bir bak dedim.

Arabayı kenara çekip durdu, ışığı açtı, beni gördü ve "sakın aynaya bakma, hemen hastaneye gidiyoruz" dedi!

Ne oldu lan bana? Ya ne oldu burnumda sümük mü var, gözümde çapak mı var ne oldu bana? Saatte binbeşyüz km hızla acile gidiyoruz bu arada.

Hastaneye bile yetişemedik, ben nasıl bi morardıysam kliniğe zor attı bu beni. İki iğne yiyince azıcık toparladım. İğnenin her türünden korkan bi tırsık olarak hemşire 'indir donunu' diyince orda bayılıp düşmüşüm. Beni kütle halinde yatırıp yapmışlar iğneyi.

Neyse sonrası alerji mi neymiş bu derken karaciğerde ceviz büyüklüğünde kisti buldular. Kendimi iki aya ameliyatta buldum. İlk ameliyatım ve epey ciddi. Karın bölgesinde tank savar mermisi yemiş kadar bir ameliyat izim mevcut.

Öyle işte.

Sebzenizi meyvenizi iyi yıkayın.

Evcil hayvanlarınızın aşısını, bakımını ihmal etmeyin.

Büyüklerinizi sayın, küçüklerinizi sevin.

Aferin.

Saturday, December 1, 2012

Güncel 8

Ne kadar durun yapmayın desemde peşimden doğuran çok oldu. Bu gün de altın takanlardan birine tepriğe gittik. Öyle hacı. Bu işin bir de iade-i ziyaret şeysi var. Gelenek, görenek, namus, şeref, haysiyet, şahsiyet artık ne dersen. Sana takanlara sen de takıyon. Kimsenin altında kalmıyon. Düğünlerde takı takma merasimlerinde videoya çeken olur ya, doğumda da olmalı lan o. Kim ne taktı bilecen. Sonra arkandan lan bebesine yarım taktık bize gram getirdi aq diye laf ederler. Ayp olur..

Hayır bi de altını takan insan kırk kapı yabancındır bazen. Lan naapakta götürek, takak diye dört dönersin. Bi pundunu bulup al ulan hani o hastanede çeyrek taktığın fakir ama gururlu anne var ya o benim diye çaat yapıştırırsın. "Ay ne gerek vardı ayol gelmeniz yeter" manası "lan kaç ay oldu ipneler yeni mi getiriyonuz" olabilir. O yüzden notunu baştan alacan hacı.

Neyse bugün de gittik ziyaretimize. Sırtıma kambur olur böyle şeyler benim. Sevdiğim biricik aile dostumuzun kızı oldu. Epeydir gidemediydim. Zaten nereye gidiyon diye bi sor. Yeni yeni gezmelere başladık. Kıyafetler için kocaman bir valiz, portatif bir mutfak ve mini oyun sahası ile düştük yollara. Ay çok özledik (bebe 4 aylık oldu anca geldiniz), nerelerde kaldınız (altını getirdiniz di mi lan), ay maşallah sizinki de kocaman olmuş (mamayı dayıyon tabi büyür çocuk) diye samimi bir karşılamadan sonra geçtik oturduk.

Ben de doğurdum ama o kadar babasına benzetemedim. O ney la? Minnacık kız bebek bu kadar mı "ben bebek deilim ben aslında babamım" diye bakar sana. Naber hayrettin diye sarılasım geldi bebeye. Babasına benzesede tadından yenmeyecek kadar bebek tabii. Ama aynı babası lan. Hayrettin guççülmüş karısının memesinden cuk cuk süt emiyo, altına sıçıyo, kundaklanıyo..

Neyse hayrettin uyudu. Annesi de biz gelecez diye pasta börek peşinde. Onlar bana gelirken sadece altınla geldi diye ben de giderken pasta neyim almadım. Şaka la şaka. Tatlı tuzlu ne varsa götürdük ama yok karı illa fırında böreem var diyo. Yardım edeyim diye kızı anneme verip girdim mutfağa. Sen misin giren. Zoi kekin hamurunu bi çırpsana, zoi fırında böreğe baksana, zoi o pudingi 7 dakka sonra ordan al, zoi annemi bi arasana nerde kaldı! Kendimi sebastian gibi sarayın mıtfaanda köle gibi çalışırken buldum. En son karının balkona astığı çarşafları dürüp yerine koyuyordum. Orda uyandım lan ben naapiom diye.

Bebe ağlıyo diye kaçtım kurtardım kendimi. Bizimki de her yerde ağlayan bebe, orda evde hiç yüzüne bakmadığı kurbaasıyla aşk yaşıyor. Lan ağlasana, anneni istesene bebe! Altına sıç, ne bileyim acık, hafif bi düşüş yap anneaaa diye çemkir. Yok ağlamıyor. Neyse hayrettin de uyandı da bebe mevzuuna sarıp kuruldum baş köşeye. Yedik içtik. Bebeyle ne kadar yenirse. Güldük eğlendik. Trafik azalsın da yola öyle çıkalım deyu yedi bıçığa kadar bekledik.

Evleri de merkezi sistem. O ne sıcaktı lan. Bak evdeyim, sırtımda kalın hırkam, ayaamda panduflarımla hala ısınamadım. Sarayda yaşioz ama nanay. Feyzbıkta "götü donan zenginler" diye 1milyon kişi bulurum idda ediyorum. İlla sarayı satıp orta kat bi merkezi sistemli daireye geçirtecekler adamı.

Bugün de böyle geçti işte. Eve geldik bebe uyumadı. Carcarcar onla uğraştık. Falan filan. Çok bebeli bi gündü yani. Başım gözüm şişti. Şimcik biramı içip keyfime bakazaam biraz. Bu arada bilooma benzeyen, biloomdan esinlenen yeni biloglar görüyorum hoşuma gidiyor. Yazın la siz de. Valla ben kalıcı deelim. Millet hizmet bekliyor, gülecek, eğlenecek yazılar bekliyor. Biraz argo, biraz sokak diliyle içimizdeki osman abiye yol açalım de mi amma. Hadi yazın bekliyom bak. Aferin öpering hepinizi..

mobil hareketler

Location:Ev

Thursday, November 29, 2012

Güle Güle Kakalar

Böyle kitap mı olur la? Para verip alacaz mı şimcik bunları. Allam nassı bi dünyaya düştüm lan ben. İyi günner bay bay bezim ve güle güle kakalar alıcaktım ben. Evet hala bok temizliyorum. Bebe eşek kadar oldu hala altına sıçıyo. Evet bu kitapları almak zorunda olan gerzekalı benim. Babası mı? O diyo ki boşver diyo yapsın noolacak diyo eline mi yapışacak sanki diyo. Öyle diyo ama boklu bezi görünce de abawww diye bağırarak kaçıyo. Evde bokun ustası benim. Zaten evin master boku da benim. O kitapları da okuyup masterz bok degreemi en yükseğe taşımayı istiyorum. Güle güle kakalar, hoşgeldiniz huniler..

Bebeye kitap okuyorum, hepsinin ucu ya yırtık ya ısırık. Kitapların ortası da safi salya. Dadadadadada tüm gün salya ile geziyoruz. Yaka önlüğü, ağız bezi, peçete hikaye. Göbeene kadar ıslak geziyo ağşama kadar. Kaç üst değişiyoz hiç sorma. Yediği ağzında yemediği üstünde, koltuklarda, yerde. Nefes alacak vakit yok. Yedir, temizle, değiş, oyna, uyut, temzile, kaldır, temizle, yedir, temizle, değiş, oyna, uyut, temizle. Böyle hayat mı olur lan. Yapmayın argadaşım, yakmayın kendinizi!. Bak uyarmadı demeyin olm..

Dışarı çıkınca da değişen bişii yok. Test ettim onaylıyorum. Zaten çıktım, çıkacam diyene kadar akşam oluyor. İlla erken olsun dersen yataktan kalktığın gibi saçlar keçe, götünde yırtık pijama, yüzünü bile yıkamadan bebeyi hazırlayıp çıkarsın. Millet zengin bi ailenin bebesini gezdiren zavallı bakıcı sanar seni. Ya da adam gibi hem kendime bakacam hem bebeyi hazırlayacam dersen akşam üstü 4ü bulur çıkman. Heaa bir de bakıcıları olanlar var. Hayat onlara güzel. Allaan şanslı hırboları. Şukufe hağnım siz bebeyle ilgilenin ben argadaşlarlan gezmeye gidicem diyip verir bebeyi, artiz gibi gider gezmesine. En kıl olduğum insan kısmısı. Ben de bi bakıcı tutana kadar allah hepinizin dü dü düüüüüt.... Neyseaa arada sevdiklerim olmasa bitirirdim bu cümlenin sonunu raat raat..

Ben de bebektim ama altıma sıçmıyodum mesela. Annem hep der çok temizdin, çok uyurdun, ne versem yerdin diye. Ağlayayım da sesim duyulsun diye türlü eziyetlere maruz bırakırlarmış. Aç bırakma, cimcik atma gibi. Yani öyle durduk yere de vızıltı yapmazmışım. Biraz büyüyünce de hayali arkadaşlarımla evcilik oynar, evde tehlikeli bişiiler bulurum diye keşfe çıkmazmışım. O abimi benden önce peydahlamayalardı bildiğin derviş hayatı yaşarmışım.

Abime hamileyken evde huzursuz bir ortam varmış. Annemin kaynanası şu türk filmlerindeki kötü kadın karakterinin bir kaç milyonla çarpılmış hali. Şimdilerde eziyet ettiği kişilere muhtaç yaşaması da nefis bir ironi-karma ne dersen. Koy götüne diyor ve devam ediyoruz. Huzursuz ortamda hamilelik, sağlıklı beslenememe, stres ve sıkıntı abime olduğu gibi yansıyınca ortaya sürekli ağlayan, emmeyen, yemeyen, durmayan, susmayan bi bebek çıkmış. Bir yaşına kadar da aynı ortamda yaşamaya maruz kalınca bebe iyice fıttırmış.

Bana hamileyken anasının dizinin dibinde, yediği önünde yemediği ardında, kırlarda keyifle koşarak, karnını okşayıp hayaller kurarak geçmiş zaman. İkimiz de öyle raatmışız ki kadına bir tepik bile atmamışım lan. O da korkmuş öldüm sanmış. Doğuracağı o kutsal gün (ben douyom lan) abimi parka götürmüş, salıncakta sallıyormuş. Suyunun geldiğini hissetmiş. Hadi oğlum eve gidelim demiş. Bu bebe de gitmeyecem diye tutturmuş. Yazık orda dooracakmış kadın beni az kaldı. Neyse kulaanı büktüğü gibi önce eve sonra hastaneye. Akşam ezanıyla hayata gözlerimi açmışım. Öyle muhterem bir bebek yağne..

Diyeceğim o ki eğer bizim kızda benim gibi sakin, raat, uyumlu olmazsa suçlusu babasıdır. Şimdilik idare eder emme bu kitapları görünce hafiften irkildim. Güle güle kakalar kitabının içinde ne yazıyo lan? Niye böyle kitaplar yazıyon hacı? Babanem abime bi daha yataana işersen götünü yakarım demiş olay çözülmüş. Hiç totoş falanda deel bebe aslan gibi delüanlı oldu. Yemeeni yemezsen dilini yakarım, yataana işersen götünü yakarım, anana bağırırsan taş olursun, babana el kaldırırsan şeytan çarpar falan. Böyle etkili yöntemlerle büyüyüp bay bay bezimi görünce tuaf oldum..

Beni de 8 aylıktan çişe tutmaya başlamışlar, yaşımda bezimi atmışlar. Korkutmaya da gerek kalmamış. Bokuma bakıp el sallamamışım yani. Hayırlısı bakalım. Nerde o eski zamanlar di mi amma. Dayadılar bize eleviti, bebeler karnımızda da kucaamızda da duramaz oldu. Bakalım bizi nassı maceralar bekliyo. Haydi şimdi herkes bebesinin boklu bezini değişsin, ellerini yıkasın ve güzel bi kaave koysun kedine. Ben de sana bi şarkı patlatiim (filmini izlemediysen büyük tavsiyedir) -- blue velvet


mobil hareketler
Location:Ev

Tuesday, November 20, 2012

O Gece Bu Gece

Annem geldiğinden beri hayat bana güzel. Hastalıkları da atlattık. Cumartesi önce güzel bir  kız toplaşması, arkasından da ufak çaplı alemlere akış yaptık. Bir ankara klasiği olan kıtır turlarından sonra yirmi yaşındaki gençler nereye takılıyor diye takip ettik bir kaçını. Puhu diye bi üst kat diskosunda bulduk kendimizi.

İlk başlarda çok karanlık ya burası, bu ne gürültülü müzik, bu ne kılıksız tipler, aman tuvalete girmeyin kolera olursunuz dedik sonrasında içkileri üçer beşer yuvarlayınca dans pistinin ortasında az kaldı timsah yürüyüşü yapacaktık. Ne demişler; sıkıcı mekan yoktur, az votka vardır.

Oradan çıktık. Arabesk ruhumu zaptedemedim eller havaya yapalım diye bilmediğim bi yere daldım. İçeriye kibariye ile karışık yıldız tilbe bombası atmışlar sanki. Tilililili diye dilini ağzında titreten bacılar topluluğu ortada mendil sallıyor. Kanka zaten hiç girmedi. Ben girerken de arkamdan "gir allan cezası boşayacam seni bu yüzden" dedi. İçeride yaklaşık 2 dakika kaldım kafam açıldı. O kadar içtiğim alkol yanık külotlu çorap kokusu koklamaktan uçtu gitti. Kendimi dışarı zor attım.

Taksiye atladık kızılaya gidiyoz dediler. Ne kızılayı ya iyice b*kunu çıkardık derken hoop pasaj diye bir yerde bulduk kendimizi. O kadar eğlendim ki pasajda tekrar gideceğim günü iple çekiyorum. Hatta yarın flört konseri var. Gidip şu ve şu şarkılarını zıplayarak söylemek isterim.

Sonra yine bir ankara klasiği aspava ile geceyi bitirdik. Valla kim hadi evlere dağılalım dedi bilmiyorum. Yoksa yemeğimi yiyip bir kaç kapı daha yapabilirdim. Gerçi gidilecek yer de kalmadı ankara'da. İyi ki yirmili yaşlarımız şehrin nispeten hareketli zamanlarına denk gelmiş.

Çocuktan sonra en çok eğlendiğim gece, o gece bu geceymiş.

mobil hareketler
Location:Ev
 
Designed by Beautifully Chaotic