Naber neabion hacı. Bayram tatilin başladı mı. Boşuna heveslenme, zort diye geçecek zaman ve sen yine sıkıcı işine geri dönecen. Emeklilik hayali mezarda biliyosun. Zaten bebeliler için tatil demek işkence demek. En azından evde bi düzenin vardı. İki gün için onu da bozacan. Al sana uykusuz, b*k gibi bi bayram. Taam taam ağlama. Öpeyim gel hadi şimdiden iyi bayramlar.
Bak ben bu gün bebeyi saldım çayıra, aldım elime dikiş nakış kutusunu, kaç zamandır yapacam diye beklettiğim canavarı yaptım. Benim ne eksiğim var doorstepping den diyerek başladım işe. Oturdum saatlerce canavar yapacam diye evde ne kadar çul çaput varsa yığdım önüme. Çul çaput dediğim de çeyizimden çıkan trilyarlık kumaşlar. Canavarın içine de yine (anam duymasın) el değmemiş havluyu kestim bastım.
Diy dediğin fakir işi. Tarz olarak bize ters. Gidecen imecineryuma, verecen beş yüz keş para, alacan böyle birşey. Bebe de yüzüne bakmayacak, atacak koltuk köşelerine. Çakiye hediyeler geldi oradan valla etiketlerini kesmedim. Orta yere de koydum ki öyle aşağı bi yerden hediye getiren olursa utansın diye. Öyle de şekilciyim, görgüsüzüm, ayıyım sizler gibi.
Neyse işte ilerde bebeye "senin annen bir melekti yavrum" desin bu adam diye yaptık, koyduk evin en tepesine. Malum bu herif beni tez zamanda öte tarafa yollayacak. Üstüme de en az üç karı alacak. Bari el emeği göz nurudur, yavruma bir şey bırakayım diye.
Puahuahu valla kendi dediğime kendim gülüyorum bazen kusura bakma. Hiç öyle hisli manyak bi ana olamadım. Ay şekerim sus valla gözlerim doldu hıck mıck. O ne yaa. Ne oldu kardeş niye ağlıyorsun durup durup? Anne olunca anladım şekerim. İyi b*k yedin. Ama sen de annesin anlarsın. Evet keşke erkekler doğursaymış onu anladım ben. Böyle gözlerimin içine bakıp bi gülüyo şekerim. Hea işte başka da bi b*k yok zaten. Olay bu. Gerisi s*ç b*k.
Ben elimde iğne iplik dikiş dikiyorum, kanka tepemde dolanıp duruyor. Herif kıllandı. Ne yapion sen? Napacan o bebeği? İğne mi batıracan? O ben miyim? Üfledin mi bebeğe? falan diye tutuştu adam. Hasta ya kendine büyü yaptım da karıya kıza gidince iğne batıracam sandı herhalde. Eşeğin aklına da karpuz kabuğu düşürdü aslında. Dur bak onu da yapayım ben. Akşamları dışarı kaçtığında iğneleri sokayım da evin yolunu erken bulsun.
Yaptık işte bişeyler. Kolunun biri uzun biri kısa oldu, içini istediğim gibi dolduramadım, evdeki malzemelerle bu kadar. Maksat diy'cı gruba dahil olmak. Hayat böyle. İlla bi gruba dahil olacan.
Diyet grubu, teneke kutucu grup, dantelciler, gezenler aman uzar gider bu. Bak ben ufaktan yerimi yaptım. Zaten ömür boyu diyetteyiz. Al bi de bu işe girdik. Teneke kutuya sarmadım henüz ama göz kırpıyorum uzaktan. Dantelcilerin kafayı hala çözemedim. Bebeyle gezmek desen bana hayal. Yemekçilere de takılıyoruz arada. O hooo tam ortam adamı olmuşum lan ben.
Canavarın bitmiş halini koydum instagrama. Kanka elinde telefon geziniyo. Niye layk yapmadın dedim. Beğenmedim dedi. Allahın hastası. Ben sana bayılıyordum sanki. Akşama kadar hem bebenle uğraşıp, hem karnını doyurup hem de bunu yapmışım, beğenmemiş! Sen benim neyimi beğeniyorsun diye bi sor, bi düşün, bi hayal et. Hiiiiiçç..
Geç oldu. 00:05. Yarın temizlik var. Kadın akşam aradı, gripmiş, ama gelicekmiş, ama biz evden çıkalımmış, bebeğe bulaşmasınmış, akşam erken çıkıp köyüne gidecekmiş falan filan. Yani erken yatıp, erken kalkıp, o gelmeden evi terk etmemiz gerekiyor. Eminim erken çıkacam ayağına, parasını tam alıp işini yarım yapacak. Ama bayram ya olsun di mi.
Bütün dünya buna inansa, bir inansa, hayat bayram olsaa.
Büyüklerimin ellerinden (benden büyük var mı ki burda), küçüklerimin gözlerinden öperim.
Haydin iyi bayramlar.
mobil hareketler
Wednesday, October 24, 2012
Monday, October 22, 2012
NiğDelim
Ne anılarım var ya. Yazları okul kapanır, aynı gün soluğu ananemde alırdık. Hem şehirde hem bağda iki ev. Teyzemler, dayımlar, kuzenler orada. Kalabalık eğlenceli bir grup.
Ananem sürekli iş yapar. Hiç dötünü yayıp oturduğunu hatırlamam. Evde temizlik, bağda çapa, sulama. Bildiğin anadolu kadını. Dedem erken göçmüş. Ananem diyorum, öyle elli kollu dağ gibi kadındı işte. Hepimizi doyurur, uyutur, terlik fırlatır, ummanı zoi, yiğeri zoi, abariii diye niğde'ce konuşur çok güldürürdü bizi rahmetli.
Akşama kadar bisiklet üstünde -kendi bağımızda yokmuş gibi- bahçelerden meyve aşırırdık. At arabalarının arkasına tutunup kaçak yolculuk yapmak, sapanla kuş avlamak, armağan çayırında balık tutmaya çalışmak, futbol oynamak, mütemadiyen dövüşmek, şehirde ara sokaklarda avarelik yapmak, bakkaldan sakız yürütmek, leblebi tozunu burundan çekmek, ananemin ekmek almak için verdiği parayla dondurma yemek, eve eli boş dönünce de sırtına tepiği yemek gibi..
Valla öyle bebeğimin saçını tarayarak büyümedim. Barbi, cindy vardı tabi de kısa bir dönem. O ne saçını tara, üstünü giydir, banyo yaptır, gezdir. Yok parti kıyafeti, yok plaj kıyafeti, yok kuaförü, yok sevgilisi. Oyuncağın kölesi olmuştuk. Ortamlara uyum sağlamam için üçyüz beşyüz tane almıştı paşa babam. Mahalleden arkadaşlarla 'senin kaç barbin var' diye sidik yarıştırırdık, ne utanç verici.
Abim benim bebeklerin kafalarını koparana kadar sürdü bu durum. Sonra zoi yine sokaklara döndü. Bu sefer lastik borularla insanlara külah fırlatma, oturduğumuz beşinci katın penceresinden aşağıdan geçenlere üzüm, vişne fırlatma, dürbünle milletin evini dikizleme gibi illegal olaylara döndük.
Neyse Niğde diyorduk. Bağda bahçede çakal çukallık yaparak büyüdük işte. Yazık, bana aşık olan bebeler vardı. Saçım amerikan traşı, ağzımda ciklet, kir pas içinde bisiklete biniyorum, kotun arka cebinde sapan, muhtemelen abimden dayak yemişim dudağım patlak, tırnaklar pislik içinde, sümüklü bir kız. Bu profile küpe, kolye hediye eden, niyeti ciddi köylü gardaşlarım..
Burdan bi yerden hafta sonu gittiğimiz düğüne gelicem ya. Bi türlü U dönüş yapamadım. Erken gidelim dedim kankaya, bir gün öncesinden mangal yaparız diye ama ı ıh adamın tersi tuttu, düğün günü öğlen çıktık yola. Akşam üstü vardık, bebenin karnını doyurduk, saçı düzleştirdik, beğenmedik topladık, gözleri panda gibi boyadık, giyindik hoop düğün salonu.
En son ilkokul mezuniyette böyle gazoz, kuruyemişli ortama girdiydik. Unutmuşuz o kafayı tabi. Sen osbeş yaşındaki koca kadın şıkkıdı şıkkıdı bir oyna, bir oyna. Şu çektiğim 7-8 ayın çilesini sallaya sallaya attım gitti ohh.
Düğün alkolsüz ya, bizim kankayla çakal karlos abim, salonun yanındaki meyhaneye oturmuş, masayı donatmış, arada düğüne gelip görünüyorlar, sallana sallana çıkıp tekrar içmeye gidiyorlar falan. Amma virgül koydum he. Lanlı lunlu yazıp bu kadar virgül niye? Havam kime?
Ben teyzemlerde kaldım. Kanka ve diğerleri bağ evinde. Bunlar sabaha kadar içmiş, tavşan avına çıkmış, tavşan bulamamış, bira şişelerine ateş etmiş, sesi duyan köylüler bunların yolunu kesmiş, siz ne ayaksınız birader diye bunları sıkıştırmış, bunlar kuyruğu kıstırıp kaçmış falan. Olaylar olaylar.
Neyse bir hafta sonu da böyle geçti. Bu gün n'aptın de? Valla öldüm bittim. Valiz yerleştir, yemek yap, yazlıkları kaldır, kışlıkları çıkart, çamaşır yıka, as, topla, bebeyi yedir, oyna, yürüt (yürüyo la bu).
Böyle sırtımdan aşağı doğru bi sıcaklık iniyor şu an. Kalp krizi mi desem döt krizi mi desem. Sonum geldi herhalde. Ay hayatta bebemi bakıcıya vermem kendim bakacam diye oturduk evde ama ne iş olsa yapacak duruma geldim.
Akşam bebeyi yatırdım tuvalete girdim, b*kum az daha dötümde kalsa ameliyatla alırlarmış yeminle. Kanka şehir dışından arkadaşım geldi diye fıyttı yine. Şaşırmadın di mi. Zaten gün boyu bebeyi de bi kez aldı kucağına, çamaşırı sereyim diye. Kasım sonu anamın yanına kaçarım ben arkadaş. Daha da durmam buralarda.
Acayip komikli şeyler yazmak isterdim ama hiç mecalim kalmadı.
Öperim.
Ananem sürekli iş yapar. Hiç dötünü yayıp oturduğunu hatırlamam. Evde temizlik, bağda çapa, sulama. Bildiğin anadolu kadını. Dedem erken göçmüş. Ananem diyorum, öyle elli kollu dağ gibi kadındı işte. Hepimizi doyurur, uyutur, terlik fırlatır, ummanı zoi, yiğeri zoi, abariii diye niğde'ce konuşur çok güldürürdü bizi rahmetli.
Akşama kadar bisiklet üstünde -kendi bağımızda yokmuş gibi- bahçelerden meyve aşırırdık. At arabalarının arkasına tutunup kaçak yolculuk yapmak, sapanla kuş avlamak, armağan çayırında balık tutmaya çalışmak, futbol oynamak, mütemadiyen dövüşmek, şehirde ara sokaklarda avarelik yapmak, bakkaldan sakız yürütmek, leblebi tozunu burundan çekmek, ananemin ekmek almak için verdiği parayla dondurma yemek, eve eli boş dönünce de sırtına tepiği yemek gibi..
Valla öyle bebeğimin saçını tarayarak büyümedim. Barbi, cindy vardı tabi de kısa bir dönem. O ne saçını tara, üstünü giydir, banyo yaptır, gezdir. Yok parti kıyafeti, yok plaj kıyafeti, yok kuaförü, yok sevgilisi. Oyuncağın kölesi olmuştuk. Ortamlara uyum sağlamam için üçyüz beşyüz tane almıştı paşa babam. Mahalleden arkadaşlarla 'senin kaç barbin var' diye sidik yarıştırırdık, ne utanç verici.
Abim benim bebeklerin kafalarını koparana kadar sürdü bu durum. Sonra zoi yine sokaklara döndü. Bu sefer lastik borularla insanlara külah fırlatma, oturduğumuz beşinci katın penceresinden aşağıdan geçenlere üzüm, vişne fırlatma, dürbünle milletin evini dikizleme gibi illegal olaylara döndük.
Neyse Niğde diyorduk. Bağda bahçede çakal çukallık yaparak büyüdük işte. Yazık, bana aşık olan bebeler vardı. Saçım amerikan traşı, ağzımda ciklet, kir pas içinde bisiklete biniyorum, kotun arka cebinde sapan, muhtemelen abimden dayak yemişim dudağım patlak, tırnaklar pislik içinde, sümüklü bir kız. Bu profile küpe, kolye hediye eden, niyeti ciddi köylü gardaşlarım..
Burdan bi yerden hafta sonu gittiğimiz düğüne gelicem ya. Bi türlü U dönüş yapamadım. Erken gidelim dedim kankaya, bir gün öncesinden mangal yaparız diye ama ı ıh adamın tersi tuttu, düğün günü öğlen çıktık yola. Akşam üstü vardık, bebenin karnını doyurduk, saçı düzleştirdik, beğenmedik topladık, gözleri panda gibi boyadık, giyindik hoop düğün salonu.
En son ilkokul mezuniyette böyle gazoz, kuruyemişli ortama girdiydik. Unutmuşuz o kafayı tabi. Sen osbeş yaşındaki koca kadın şıkkıdı şıkkıdı bir oyna, bir oyna. Şu çektiğim 7-8 ayın çilesini sallaya sallaya attım gitti ohh.
Düğün alkolsüz ya, bizim kankayla çakal karlos abim, salonun yanındaki meyhaneye oturmuş, masayı donatmış, arada düğüne gelip görünüyorlar, sallana sallana çıkıp tekrar içmeye gidiyorlar falan. Amma virgül koydum he. Lanlı lunlu yazıp bu kadar virgül niye? Havam kime?
Ben teyzemlerde kaldım. Kanka ve diğerleri bağ evinde. Bunlar sabaha kadar içmiş, tavşan avına çıkmış, tavşan bulamamış, bira şişelerine ateş etmiş, sesi duyan köylüler bunların yolunu kesmiş, siz ne ayaksınız birader diye bunları sıkıştırmış, bunlar kuyruğu kıstırıp kaçmış falan. Olaylar olaylar.
Neyse bir hafta sonu da böyle geçti. Bu gün n'aptın de? Valla öldüm bittim. Valiz yerleştir, yemek yap, yazlıkları kaldır, kışlıkları çıkart, çamaşır yıka, as, topla, bebeyi yedir, oyna, yürüt (yürüyo la bu).
Böyle sırtımdan aşağı doğru bi sıcaklık iniyor şu an. Kalp krizi mi desem döt krizi mi desem. Sonum geldi herhalde. Ay hayatta bebemi bakıcıya vermem kendim bakacam diye oturduk evde ama ne iş olsa yapacak duruma geldim.
Akşam bebeyi yatırdım tuvalete girdim, b*kum az daha dötümde kalsa ameliyatla alırlarmış yeminle. Kanka şehir dışından arkadaşım geldi diye fıyttı yine. Şaşırmadın di mi. Zaten gün boyu bebeyi de bi kez aldı kucağına, çamaşırı sereyim diye. Kasım sonu anamın yanına kaçarım ben arkadaş. Daha da durmam buralarda.
Acayip komikli şeyler yazmak isterdim ama hiç mecalim kalmadı.
Öperim.
Saturday, October 20, 2012
Güncel V
Onu giydim, şunu giydim, bunu giydim yok. Olmadı. İçime sinmedi. Ben olamadım. Ben olamayınca olmaz. Yürüyemem, yüzüm makyaj tutmaz, gülemem, sinirli olurum, içerim, yok bebe var içemem, içemezsem iyice asabi olurum, dağıtırım lan burayı..
Düğünlere ne giyiyoduk ya? Son gittiğim düğünlere hep siyah elbise şeettim. Zaten pms'nin dibindeyim. Saat başı elimde bi çikolat, bi cpis, bi alkollü bişii. Göbek önde yaylanıyor. Kankaya da kükremekten sıkıldım. Noolacaksan ol da bi kurtulak diyip duruyo. Yakacam lan buraları, hepiniz bağıra bağıra gebereceksiniz, ben cuaramı yakıp dışarıdan izleyecem diyorum. Adam korkmaya başladı. Ben de ürküyom bazen kendimden..
En sevdiğim siyah, minnacık elpisenin kenarı yırtılmış. Niğdeli toprak zengini akrabalarıma çarpık çurpuk bacaklarımı süslü, pahalı bi pabuçla satarım diyodum amma olmadı. Ne ara yırtıldı ya o? Tee üj bej sene önce bi yılbaşında giydiydim. Kesin güveler yedi. Benim dolaptaki güveler de mutaassıp mıdır nedir. Uzunlar dururken kısaları yemiş bitirmiş yobazlar..
Valla tişört yaka, cepli, kısa bi elbise buldum. Altına file çorap, dayşmandan ucuz bi topuklu, omzuna da afilli bi şal. Al sana sosyetik zoi. Yersen. Kıza da iki kıyafet aldım. İkisine de daha düğünün başında zıçacak zati. İki de tulum. Önlüğü, bezi, biberonu, çorbası, yoordu derken döt kadar arabaya sığışıp gidecez zabaan köründe.
Bu arada kuzenin biri pizzacı açtı Niğdede. Yolu düşen olursa selamımı söylesin. Paragözdür falan ama zoinin hayranıyız dersen iki üç kuruş indirir belki. Bilemiyorum beni de pek sevmez. "Neööy zoi mi, sittirin gidin layn" diye kovabilir de. Vazgeçtim. En iyisi sen transit geç bizim orayı.
Kanka da hasta ayağına düğünden yırtma peşinde. Bi haftasonu da erkek arkadaşlarınla buluşma kardeşim. Eksik kal bekar maabbetinden. Dakka başı wazzaptan mesaj geliyo. Bana bakıp acıklı acıklı öksürüyo cancağzım. Hani gitmesekte çiçek yollasak, ben de karıya kıza kaçsam hesabı. Yok yeaa!
Düğünde şu uğruna sinek yuttuğum kuplay abi de olur mu ki. Boylu poslu kocamı ve bal lokması kızımı gösterip "bir zamanlar fakir ama gururlu bi kız var dı hatırlar mısın kuplay abi" diye, muhtemelen dötlü döbekli karısı ve obez bebesini bi süzsem şöyle el sıkışırken. Bizim ferrariyi nereye park ettilerse bulamıyos siz gördünüz mü desem sonra. Peheeyyy..
Neyse işte yarın gidecez, görecez, atacaz göbecikleri. Yine buralar ben yokken boş kalmasın diye şeettim. Daha kafamda neler vardaaa. Kız mızıldanıp duruyor telsizde. Üstten dördüncü diş damağını oyup duruyor zavallının. Azılara gelene kadar moku yedik valla. Elimi yüzümü yırttı, sol gözümün altı kedi tırmığı gibi yara bere, yine sol omzum diş izleriyle dolu. Köpek gibi ısırıyor eşolusu. Ulan babasına kakara kikiri, anasına pat küt. Kaplan anne mi, aslan anne mi ne bi kitap varmış onu alıp okuyacam. Yoksa daha yaşına girmeden tepeme pisleyecek bu çaki..
Saatte geç oldu haydi yatak. 00:15.. Bu ara saatlere taktım, her finişte saat veriyom farkındaysan. İyice günlük belledim burayı. Evin içinde dört duvar naapacan işte. Şu bebeyi büyütekte holdingdeki işimize geri dönek. Haydin iyi tatiller beybiler..
mobil hareketler
Düğünlere ne giyiyoduk ya? Son gittiğim düğünlere hep siyah elbise şeettim. Zaten pms'nin dibindeyim. Saat başı elimde bi çikolat, bi cpis, bi alkollü bişii. Göbek önde yaylanıyor. Kankaya da kükremekten sıkıldım. Noolacaksan ol da bi kurtulak diyip duruyo. Yakacam lan buraları, hepiniz bağıra bağıra gebereceksiniz, ben cuaramı yakıp dışarıdan izleyecem diyorum. Adam korkmaya başladı. Ben de ürküyom bazen kendimden..
En sevdiğim siyah, minnacık elpisenin kenarı yırtılmış. Niğdeli toprak zengini akrabalarıma çarpık çurpuk bacaklarımı süslü, pahalı bi pabuçla satarım diyodum amma olmadı. Ne ara yırtıldı ya o? Tee üj bej sene önce bi yılbaşında giydiydim. Kesin güveler yedi. Benim dolaptaki güveler de mutaassıp mıdır nedir. Uzunlar dururken kısaları yemiş bitirmiş yobazlar..
Valla tişört yaka, cepli, kısa bi elbise buldum. Altına file çorap, dayşmandan ucuz bi topuklu, omzuna da afilli bi şal. Al sana sosyetik zoi. Yersen. Kıza da iki kıyafet aldım. İkisine de daha düğünün başında zıçacak zati. İki de tulum. Önlüğü, bezi, biberonu, çorbası, yoordu derken döt kadar arabaya sığışıp gidecez zabaan köründe.
Bu arada kuzenin biri pizzacı açtı Niğdede. Yolu düşen olursa selamımı söylesin. Paragözdür falan ama zoinin hayranıyız dersen iki üç kuruş indirir belki. Bilemiyorum beni de pek sevmez. "Neööy zoi mi, sittirin gidin layn" diye kovabilir de. Vazgeçtim. En iyisi sen transit geç bizim orayı.
Kanka da hasta ayağına düğünden yırtma peşinde. Bi haftasonu da erkek arkadaşlarınla buluşma kardeşim. Eksik kal bekar maabbetinden. Dakka başı wazzaptan mesaj geliyo. Bana bakıp acıklı acıklı öksürüyo cancağzım. Hani gitmesekte çiçek yollasak, ben de karıya kıza kaçsam hesabı. Yok yeaa!
Düğünde şu uğruna sinek yuttuğum kuplay abi de olur mu ki. Boylu poslu kocamı ve bal lokması kızımı gösterip "bir zamanlar fakir ama gururlu bi kız var dı hatırlar mısın kuplay abi" diye, muhtemelen dötlü döbekli karısı ve obez bebesini bi süzsem şöyle el sıkışırken. Bizim ferrariyi nereye park ettilerse bulamıyos siz gördünüz mü desem sonra. Peheeyyy..
Neyse işte yarın gidecez, görecez, atacaz göbecikleri. Yine buralar ben yokken boş kalmasın diye şeettim. Daha kafamda neler vardaaa. Kız mızıldanıp duruyor telsizde. Üstten dördüncü diş damağını oyup duruyor zavallının. Azılara gelene kadar moku yedik valla. Elimi yüzümü yırttı, sol gözümün altı kedi tırmığı gibi yara bere, yine sol omzum diş izleriyle dolu. Köpek gibi ısırıyor eşolusu. Ulan babasına kakara kikiri, anasına pat küt. Kaplan anne mi, aslan anne mi ne bi kitap varmış onu alıp okuyacam. Yoksa daha yaşına girmeden tepeme pisleyecek bu çaki..
Saatte geç oldu haydi yatak. 00:15.. Bu ara saatlere taktım, her finişte saat veriyom farkındaysan. İyice günlük belledim burayı. Evin içinde dört duvar naapacan işte. Şu bebeyi büyütekte holdingdeki işimize geri dönek. Haydin iyi tatiller beybiler..
mobil hareketler
Location:Ev
Thursday, October 18, 2012
Güncel IV
Annem gitti. Kanka şifayı kaptı. Bol sıçboklu günler beni bekliyor. Bebe şimdi uyudu ama hala uykusunda hıçkırıyor ağlamaktan. O da durumu anladı, ulan yine mi anneme kaldım diye içli içli ağlıyor yavrucak. Anneme elli kere söyledim, bırak yatakta döne döne uyur o diye. Yok illa ananelik hevesini alacak ya, sabah akşam aldı bebeyi ayağına sallaya sallaya uyuttu. Eee şimdi sen bebesiz, dertsiz, sessiz, sakin evine döndün ya, ben ne yapayım anne?
Ulan yaklaşık dört gündür banyo yapacam. Bornozumu koydum, terliklerimi kapıya koydum, şampuanlarımı kullanma sırasına göre dizdim, diş fırçamı, macunumu koydum. Dört gün, doksan altı saat, beşbin yediyüz altmış dakikadır banyo yapamadım arkadaş.
Kafamın arkası kaşınıyor, kaşıdıkça elime birşeyler geliyor. Akşama kadar bebenin *oku, kafamın biti valla halim perişan Güzin abla. Öyle biri vardı di mi. "Güzin abla erkek arkadaşım kulağımı yaladı hamile kalır mıyım" diye sorarlardı. O da sakin sakin cevap verirdi "canım yavrum daha çok gençsin, kulağını yalatma, memeni elletme, eteğini açtırma oldu mu çocuğum, sevgiler" diye. Rahmetle anıyoruz.
Valla ben bitlendim ama kanka rahat. Sabah akşam duşunu alıyor, mis gibi giyinip, parfümleri sıkınıp "haydi eyvallah" diyip gidiyor. Arayıp nerdesin, hangi karının koynundasın diye soracak zamanım yok. Olsa banyo yapacam.
Anam beni erkek doğursaydı ya. Sekiz aydır ne gece hayatından eksik kaldı ne uykusundan ne bir zevkinden. Şimdi bir de hafta sonları carting yarış grubu kurmuşlar. Aman iki dakika oturma evde. Hemen fıyytt. Bizi de haftada iki saat ikea ya da markete götür, oh al sana baba. İki gündür de burnunu çekip duruyor, aman çocuğu bana yaklaştırma falan diyor. Sümüğün akmazken yaklaştırdıkda ne oldu? On dakika tuvalette oturduk diye kapıyı yumrukluyorsun. İki gram *okumu gün içinde üçe bölüp taksit taksit zçıyorum..
Dün akşam evde organik tavuk kavgası yaşadık bi de. Tavuğu aldım öğlen, düdüklüde haşladım. Suyunu poşetlere koyup donduracam, bebenin çorbasına katacam, kemikleriyle sos yapılacak, etleri didiklenip çorbalara parça parça eklenecek. En az iki saat elim tavuğun butundan, *ötünden çıkmayacak yani.
Akşam düdüklü soğusun diye bekliyorum, yemek yiyorum bu arada. Seninki demez mi "ya hala mı tencerede bekliyor bu tavuk, niye yapmadın?" Lan olm tencere sıcak, yemek yemeye vakit bulmuşum karnımı doyuruyorum, bebe uyumamış daha, başlasam zaten elimin kolumun yağıyla bebeyle nasıl ilgilenecem? Bunları hiç düşünmeden langır lungur konuşunca abicim benim gözüme şrraakkk diye perde bir indi. Ağzımda da yemekle salyalar saçarak Grraawww diye kükremeye başladığımı hatırlıyorum, gerisi karanlık.
Kendime gelip, ne oluyor, nerdeyim ben, bura nere, sene kaç, bu bebe kimin falan demeye başladığımda adam çoktan toz olmuş. Elime ekmek bıçağını alıp yedi sokak kovalamış bile olabilirim. Hatırlamıyorum.
Dediğim gibi şimdi de hasta. Allah şifasını versin. Üç saattir (rakamla 3) banyoda. Ben hala kafamın arkasını kaşıyorum. Elime gelenleride topak yapıp yere atıyorum. Bebe uyanmak üzere. Mutfak bildiğin çöp yuvası. Bu gün de banyo yapamazsam lavaboda kafayı deterjanla köpürtmeyi düşünüyorum. Hafta sonu düğüne de kotla giderim herhalde. Şimdi bu adam bana onu da soracak. Benim siyah takım nerde? Yıkadın mı, ütüledin mi? Ne çileli başım varmış arkadaş ya.
Aman daha saat 12:45 Bu gün akşam olur mu ki. Akşam olsa ne olacak? Geçen cuma akşamı bebeyi yatırdıktan sonra içimden "ay neyse ayol yarın cumartesi, uzun uzun uyurum" dedim. Kafa gitmiş kendimi çalışıyor mu sandım ne? Sonra donk diye bi gülle indi, senin neyine cumartesi zıbar yat, bebe sabahın köründe uyanacak. Öyle gelgit kafalı oldum. Uyusam mı, yesem mi, zçsam mı, yıkansam mı, pişirsem mi, başımı alıp gitsem mi.
Ya işte bugün de böyle. Öyle instagram fotolarına bakıp ay ne şahane bir hayatı var, pek seviyorum deme. Ne acılar çekiyoruz bilmiyorsun. Kan kusup kızılcık şerbeti fotosu ekliyoruz.
Hala evlenecem, bebek yapacam diyenler var. Ömrü hayatımda duyup "aa hakkaten doğruymuş" dediğim tek söz "bekarlık sultanlıktır". Ay evde kaldım, bir yuva kuramadım, bebelerim olmadı, yapayalnızım diye ajitasyona gerek yok. Al eline kitabını, tak kulağına bi müzik, aval aval gez, hayatını yaşa.
Sonra gelip bana ağlama.
mobil hareketler
Ulan yaklaşık dört gündür banyo yapacam. Bornozumu koydum, terliklerimi kapıya koydum, şampuanlarımı kullanma sırasına göre dizdim, diş fırçamı, macunumu koydum. Dört gün, doksan altı saat, beşbin yediyüz altmış dakikadır banyo yapamadım arkadaş.
Kafamın arkası kaşınıyor, kaşıdıkça elime birşeyler geliyor. Akşama kadar bebenin *oku, kafamın biti valla halim perişan Güzin abla. Öyle biri vardı di mi. "Güzin abla erkek arkadaşım kulağımı yaladı hamile kalır mıyım" diye sorarlardı. O da sakin sakin cevap verirdi "canım yavrum daha çok gençsin, kulağını yalatma, memeni elletme, eteğini açtırma oldu mu çocuğum, sevgiler" diye. Rahmetle anıyoruz.
Valla ben bitlendim ama kanka rahat. Sabah akşam duşunu alıyor, mis gibi giyinip, parfümleri sıkınıp "haydi eyvallah" diyip gidiyor. Arayıp nerdesin, hangi karının koynundasın diye soracak zamanım yok. Olsa banyo yapacam.
Anam beni erkek doğursaydı ya. Sekiz aydır ne gece hayatından eksik kaldı ne uykusundan ne bir zevkinden. Şimdi bir de hafta sonları carting yarış grubu kurmuşlar. Aman iki dakika oturma evde. Hemen fıyytt. Bizi de haftada iki saat ikea ya da markete götür, oh al sana baba. İki gündür de burnunu çekip duruyor, aman çocuğu bana yaklaştırma falan diyor. Sümüğün akmazken yaklaştırdıkda ne oldu? On dakika tuvalette oturduk diye kapıyı yumrukluyorsun. İki gram *okumu gün içinde üçe bölüp taksit taksit zçıyorum..
Dün akşam evde organik tavuk kavgası yaşadık bi de. Tavuğu aldım öğlen, düdüklüde haşladım. Suyunu poşetlere koyup donduracam, bebenin çorbasına katacam, kemikleriyle sos yapılacak, etleri didiklenip çorbalara parça parça eklenecek. En az iki saat elim tavuğun butundan, *ötünden çıkmayacak yani.
Akşam düdüklü soğusun diye bekliyorum, yemek yiyorum bu arada. Seninki demez mi "ya hala mı tencerede bekliyor bu tavuk, niye yapmadın?" Lan olm tencere sıcak, yemek yemeye vakit bulmuşum karnımı doyuruyorum, bebe uyumamış daha, başlasam zaten elimin kolumun yağıyla bebeyle nasıl ilgilenecem? Bunları hiç düşünmeden langır lungur konuşunca abicim benim gözüme şrraakkk diye perde bir indi. Ağzımda da yemekle salyalar saçarak Grraawww diye kükremeye başladığımı hatırlıyorum, gerisi karanlık.
Kendime gelip, ne oluyor, nerdeyim ben, bura nere, sene kaç, bu bebe kimin falan demeye başladığımda adam çoktan toz olmuş. Elime ekmek bıçağını alıp yedi sokak kovalamış bile olabilirim. Hatırlamıyorum.
Dediğim gibi şimdi de hasta. Allah şifasını versin. Üç saattir (rakamla 3) banyoda. Ben hala kafamın arkasını kaşıyorum. Elime gelenleride topak yapıp yere atıyorum. Bebe uyanmak üzere. Mutfak bildiğin çöp yuvası. Bu gün de banyo yapamazsam lavaboda kafayı deterjanla köpürtmeyi düşünüyorum. Hafta sonu düğüne de kotla giderim herhalde. Şimdi bu adam bana onu da soracak. Benim siyah takım nerde? Yıkadın mı, ütüledin mi? Ne çileli başım varmış arkadaş ya.
Aman daha saat 12:45 Bu gün akşam olur mu ki. Akşam olsa ne olacak? Geçen cuma akşamı bebeyi yatırdıktan sonra içimden "ay neyse ayol yarın cumartesi, uzun uzun uyurum" dedim. Kafa gitmiş kendimi çalışıyor mu sandım ne? Sonra donk diye bi gülle indi, senin neyine cumartesi zıbar yat, bebe sabahın köründe uyanacak. Öyle gelgit kafalı oldum. Uyusam mı, yesem mi, zçsam mı, yıkansam mı, pişirsem mi, başımı alıp gitsem mi.
Ya işte bugün de böyle. Öyle instagram fotolarına bakıp ay ne şahane bir hayatı var, pek seviyorum deme. Ne acılar çekiyoruz bilmiyorsun. Kan kusup kızılcık şerbeti fotosu ekliyoruz.
Hala evlenecem, bebek yapacam diyenler var. Ömrü hayatımda duyup "aa hakkaten doğruymuş" dediğim tek söz "bekarlık sultanlıktır". Ay evde kaldım, bir yuva kuramadım, bebelerim olmadı, yapayalnızım diye ajitasyona gerek yok. Al eline kitabını, tak kulağına bi müzik, aval aval gez, hayatını yaşa.
Sonra gelip bana ağlama.
mobil hareketler
Location:Ev
Wednesday, October 17, 2012
Avokado
Elimde kupa, içinde form çay. Yüz bin yıllık hayatımda, gün gelecek form çay içeceksin deseler 'bsktir git biramı soğutta gel' derdim. Ama bira bitti hacı. Son kolinin son birası da dün bitti. Kendisiyle yine eski dost muhabbetine giriyoruz.
Severdik, içerdik, içtik ve bitirdik. Dolayısıyla uzun zamandır yerleşik duruma geçmiş göbeğim için de bir kaç saniyelik saygı duruşu yapabiliriz. Ya şu birayı içip içip göbeği hala dümdüz olan karılar tanıyorum. Adaletine tükürdüğümün dünyası. Kırk yıllık ayyaşı form çay içer hale getirdin ya. İlaç gibi kokuyor lan bu. Zaten içinde sinameki varmış. Üstüne de aktivya yoğurt yedin miydi altını tutabilene aşkolsun.
Hamilelikten önceki diyetimde 57,9'u gördüm olm ben. Böyle tam skiny biç kıvamındaydık. Surat kaşık kadar kalmıştı. Üç beyaz diyolar ya işte ondan elini eteğini çekince oluyo bu işler hacı. Yok annemin böreği, yok teyzemin dolması, komşudan gelen kurabiye, ay doğum günü pastası falan diye löp löp yutarsan, öyle mal gibi bakarsın ince belli Simge'lere. Simge kim deme. Oku öğren.
Böyle diyorum da dün sen bi kudur arkadaş. Canım istediğinden değil sırf sıkıntıdan cips, cola, nutella, börek allah ne verdiyse bir yumul. Gerçi hafiften pms krizi geçirdim de diyebiliriz. Mutfağa meyve yiyecem diye girip cips ve top kekle çıktım. İçimde konuşan 'ye ya ne olacak, battı balık yan gider'ci puşt yüzünden tüm gün pişmanlık yaşadım. O yüzden bu gün salata, meyve ve form çay.
Dün de marketten avokado aldım. Ne yapacaksam? İki sos tarifi gördüm ama onlar hep cipsle yenilenden. Yok ben sağlıklı bişeyler yaparım diye azmettim. Avokadoyu alırken de bir kaç kadınla göz göze geldik. Böyle havalı havalı sanki iyisinden anlıyormuş gibi seçerek aldım. Kadın sorsa -hamfendi naapacaanız bunu- diye duymayıp kaçacam, hazırım. Neyse ki soran eden olmadı. Şimdi tabakta bakışıyoruz. Bak olm seni yiyecem ama en az iki kilo verdirmeyi garantilemen lazım. Tat yok, koku yok. "Ay şekerim limonu sıkıp, az zeytinyağı döküyorsun bal kaymak oluyor" diyorlar.
Bir gün gelecek hiç küfürsüz, la'sız bir postta yazacam. Böyle dünya tarihinden, sanattan, edebiyattan, konserlerden bahsedecem. Çocuk yetiştirme sanatı falan attıracam arada. Bebelere sağlıklı tarifler, annelere ucuz kıyafetler. Var yani bende de var birşeyler. Doluyum, bilgi küpüyüm ama gel gör ki yazarken ağzım bozuluyor. "Ay çok küfürlü yazıyor şekerim, döte açık açık döt diyo yağnee" falan diyorsan çoktan sktirdin gittin zaten.
Biz yine biz bizeyiz. Niye kasıyorum ki.
Yani sayın okur, kiloları öyle ya da böyle veriyoruz. Şurda kaldı 4-5 kilo. Allahım ne gitmez, bitmez 5 kiloymuş. Yok mu bu işin üfürükçüsü neyim. İştaha üfüren bi hoca bulsakta şu kursağıma bi üfletsek. İki gün salata yiyip üçüncü gün pilava, dolmaya bağlıyoruz anasını satayım.
Hala eski pantolonlara girecem diye yırtınıyorum. Pantolon zar zor giriyor, üstüne tunik çekiyorum. Öyle de inatçıyım. Bir gün cart diye yolun ortasında patlayacak, o olacak.
Ben bir yoğurt üstü form çay daha içeyim. Avokadoyu da salataya sos yapayım. Manda gibi ot yiyeyim. Mandalar da ot yiyor ama manda olmuş yani. Bu işte bir tuhaflık var ya neyse.
Hafta ortasına da bir selam çakalım ve işimize bakalım.
Öperim.
mobil hareketler
Severdik, içerdik, içtik ve bitirdik. Dolayısıyla uzun zamandır yerleşik duruma geçmiş göbeğim için de bir kaç saniyelik saygı duruşu yapabiliriz. Ya şu birayı içip içip göbeği hala dümdüz olan karılar tanıyorum. Adaletine tükürdüğümün dünyası. Kırk yıllık ayyaşı form çay içer hale getirdin ya. İlaç gibi kokuyor lan bu. Zaten içinde sinameki varmış. Üstüne de aktivya yoğurt yedin miydi altını tutabilene aşkolsun.
Hamilelikten önceki diyetimde 57,9'u gördüm olm ben. Böyle tam skiny biç kıvamındaydık. Surat kaşık kadar kalmıştı. Üç beyaz diyolar ya işte ondan elini eteğini çekince oluyo bu işler hacı. Yok annemin böreği, yok teyzemin dolması, komşudan gelen kurabiye, ay doğum günü pastası falan diye löp löp yutarsan, öyle mal gibi bakarsın ince belli Simge'lere. Simge kim deme. Oku öğren.
Böyle diyorum da dün sen bi kudur arkadaş. Canım istediğinden değil sırf sıkıntıdan cips, cola, nutella, börek allah ne verdiyse bir yumul. Gerçi hafiften pms krizi geçirdim de diyebiliriz. Mutfağa meyve yiyecem diye girip cips ve top kekle çıktım. İçimde konuşan 'ye ya ne olacak, battı balık yan gider'ci puşt yüzünden tüm gün pişmanlık yaşadım. O yüzden bu gün salata, meyve ve form çay.
Dün de marketten avokado aldım. Ne yapacaksam? İki sos tarifi gördüm ama onlar hep cipsle yenilenden. Yok ben sağlıklı bişeyler yaparım diye azmettim. Avokadoyu alırken de bir kaç kadınla göz göze geldik. Böyle havalı havalı sanki iyisinden anlıyormuş gibi seçerek aldım. Kadın sorsa -hamfendi naapacaanız bunu- diye duymayıp kaçacam, hazırım. Neyse ki soran eden olmadı. Şimdi tabakta bakışıyoruz. Bak olm seni yiyecem ama en az iki kilo verdirmeyi garantilemen lazım. Tat yok, koku yok. "Ay şekerim limonu sıkıp, az zeytinyağı döküyorsun bal kaymak oluyor" diyorlar.
Bir gün gelecek hiç küfürsüz, la'sız bir postta yazacam. Böyle dünya tarihinden, sanattan, edebiyattan, konserlerden bahsedecem. Çocuk yetiştirme sanatı falan attıracam arada. Bebelere sağlıklı tarifler, annelere ucuz kıyafetler. Var yani bende de var birşeyler. Doluyum, bilgi küpüyüm ama gel gör ki yazarken ağzım bozuluyor. "Ay çok küfürlü yazıyor şekerim, döte açık açık döt diyo yağnee" falan diyorsan çoktan sktirdin gittin zaten.
Biz yine biz bizeyiz. Niye kasıyorum ki.
Yani sayın okur, kiloları öyle ya da böyle veriyoruz. Şurda kaldı 4-5 kilo. Allahım ne gitmez, bitmez 5 kiloymuş. Yok mu bu işin üfürükçüsü neyim. İştaha üfüren bi hoca bulsakta şu kursağıma bi üfletsek. İki gün salata yiyip üçüncü gün pilava, dolmaya bağlıyoruz anasını satayım.
Hala eski pantolonlara girecem diye yırtınıyorum. Pantolon zar zor giriyor, üstüne tunik çekiyorum. Öyle de inatçıyım. Bir gün cart diye yolun ortasında patlayacak, o olacak.
Ben bir yoğurt üstü form çay daha içeyim. Avokadoyu da salataya sos yapayım. Manda gibi ot yiyeyim. Mandalar da ot yiyor ama manda olmuş yani. Bu işte bir tuhaflık var ya neyse.
Hafta ortasına da bir selam çakalım ve işimize bakalım.
Öperim.
mobil hareketler
Location:Ev




