Ne Aramıştın?

Yeme, içme, gezme, görme, gülme, annelik, babalık, çocukluk, sanat, çizme, boyama, müzik, tiyatro, film..

Monday, October 15, 2012

Güncel III

Kız uyuduktan sonraki zamanı nasıl verimli hale getirebilirim acaba. Evi mi toplasam, telefonla mı konuşsam, yemek mi yapsam, koltuğa mı uzansam, kitap-dergi mi karıştırsam, banyo mu yapsam, dikiş mi diksem, çamaşır mı sersem, oyuncakları mı sudan geçirsem, tuvalete mi girsem, kahve mi içsem, blog mu yazsam, boş boş otursam mı, kankanın halini hatırını mı sorsam..

Bazen o boş zamanda gereksiz, hiç konuşmak istemediğin kişiler arar. Yanlışlıkla da açarsın. Aha gitti canım zaman. Anlatır da anlatır kendi gibi gereksiz hikayelerini. He he he he he dersin, baktın saçmalamaya devam ediyor, valla kızı uyutmam/doyurmam lazım der zart diye kapatırsın. Sonra telsizden ağlama sesi, bi küfür sallarsın arayana, doğru kızın yanına.

Bak şimdi mesela hem tv izliyorum, hem blog yazıyorum, hem kulaklıktan müzik dinliyorum, arada durdum tırnaklarımı kestim. Lan hala uzuyor arkadaş kurtulamadım bu tırnaklardan. Yıllardır onlar uzuyor, ben kesiyorum. Yahu bu kadın bizi istemiyor, kalkın gidelim demiyorlar! Şimdi işin yoksa törpüle. Gırç gırç gırç gırç ıyy içim çekiliyor o sese. Valla şu blog işinden köşeyi dönersem ameliyatla tırnaklarımı aldıracam olm.

Kola içmeye çalışmışım, yarım kalmış. Ortada kızın memory defteri açık duruyo. Doldurmam lazım. Her zaman ki gibi akşama yemek yok. Çamaşır topladım ama yerleştiremedim, onlar da ortada duruyor. Kızın ana kucağında pislikten yeni bir canlı organizma oluşmaya başladı. Hayrına silecek birini arıyorum. Annem utanmıyor musun bunun hali ne dedi, ne utanacam yeaa al bezi sen sil dedim, yüzüme tükürdü gitti kadın.

İyi kötü bir yardımcımız var artık. On beşten on beşe gelecek. Kendim için yazdığım koca bir yapılacak listem var. Unutmayayım diye hep açık durur masanın ortasında. Kadın geçen hafta ilk geldiğinde bunu okumuş, ona yazdım sanmış, altına "zoi bunca işi bir güne sığdıramam, bu şartlarda çalışamam, ben yaşlı bir kadınım" yazmış!

Aradım hemen korkma korkma onları yapacak olan mal benim dedim. Sen gel evde ye, iç, eğlen, git dedim. Üstüne de para veriyoruz daha ne ağlıyorsun dedim. Aman size de bi *ok söylenmiyor, memur emeklisi gibi sızlanıp duruyorsunuz dedim. Ama içimden.

Haftasonu da Niğde'ye gidicez. Düğün var kuzenimin. Ay nasıl mutlu, nasıl şen. Evleniyoruzzz diye haykırıp yazmadığı mecra kalmadı. Allah mutlu mesut ediyor bir süre evet. Sonrası malum. Ben bu bebeyle ne yapacam onu düşünüyorum. Öyle elimi kolumu sallaya sallaya gidemiyorum artık. Bağda bahçede mangal yakıp sabahlara kadar içemeyecez.

Ay bebe üşüyecek, aman karnı acıktı, altını nerde değişsek, geç oldu biz kalkalım, yürüsene kanka, kime diyorum, içme o kadar içme, baba olacan bi de tüü, hadi, hadi ulaaan diye uzayan sohbetler.

Heyecanlı bir haftaya daha başladık genşler. Hepimize hayırlı uğurlu olsun. Ekimin tam ortası. Vay anasını ekim de bitiyor ya. Hüzünlendim valla. Saat erken ama olsun, bi bira içeyim bak şimdi. Gençliğime içeyim hatta.

Şerefe..


mobil hareketler
Location:Ev

Friday, October 12, 2012

Soğuk Biraz

Kendi üşümeden kombiyi yakmayan zihniyetin içine tüküreyim.

Kardeş burnumun ucu düşecek ya evde azıcık yaksana şunu! Otuz beş yıllık hayatımda atlet, fanila giymiş insan değilim, yine giymedim tabi ne sandın. İsviçreden aldığım kayak içliği ile hayatta kalma mücadelesi veriyorum. Paranla rezil olmak bu iste.

Kış gelmiş anasını satayım bu ne. Evde ağzımdan duman çıkıyor. Balkonda iki bira içmeye çıkamayacaksak hayatın ne anlamı kaldı. Yok arkadas ben 25 derecenin altında yaşayamıyorum. Şimdiye kadar nasıl yaşadın diyecen, valla otomatik pilotta . Nefes al, ver, al, ver..

Aramızda Miami'ye gitmemiş kimse yoktur herhalde. Sonuçta belli bir okuyucu kitlem olduğunu düşünüyorum. Elit, kalbur üstü, cüzdan dolu, hafif kıro, görgüsüz, markacı, tiki. Ben gitmedim ama. O yüzden tarif sana uyuyorsa yavaştan uza diyecektim.

Miami hep sıcak diyorlar. Deniz, güneş, kum, gençlik, eğlence. Akşama kadar amerikan bayraklı bikininle paten kayabiliyormuşsun. Filmlerde falan gösteriyor ya. Sarışın yollu karılar. Güya spor yapıyorlar ama gözler fıldır fıldır. Yer mi lan anadolu cocuğu. Benim herife bi çarp bakalım o patenle. Sorry morry derken zümzüğü yersin gözünün üstüne.

Ne diyordum ben ya! Üşüdüm ya kafa gitti. Sıcak yerlere gitmek lazım diyorum. Soğuk, kar, battaniye altı film keyfi falan bana göre değil. Zaten adam gazdan tasarruf edecem diye dötümüzü donduruyor.

Babamın evinde böylemiydi. Gazı trilyonla alırdık. Kışın evde şortla gezer, pencere açardık. Elektrikli battaniye hep üçte çalışırdı. Hey gidi günler. Aşk işte. Ne yapacan. Düştük bi zalimin eline.

Buralar boş kalmasın diye saçmaladık yine. Adam saçlarıma yapışıp kafamı duvara sürtmeden kaçayım ben.

Hadi sıcak bir hafta sonu olsun..

mobil hareketler
Location:Ev

Wednesday, October 10, 2012

Şööret Bize Ters

Gazla çalıştığım doğrudur. Misal bu blog öyle açıldı. Blog açsam mı diye bi tiwit attıydım, bazıları hemen tt yapalım diye ele güne rezil etti, olay çıkardı. Öyle bir hal aldı ki bazıları gıcık bile oldu bana. Kim bu zoi, artist mi sanıyor kendini diye kıl oldu millet. Gerçi şimdi gizli gizli okuyup gülüyor ipneler ama neyse.

Zamanında yine gaza gelip kankanın erkek arkadaşına yan baktı diye bi karıyı dövmüşlüğüm de var. Bana ne oluyorsa. Yazık karının ağzına sen bi tane patlat. Hem de mezuniyet balosunda. Ufak tefekte bir şeydi. Haketti ama benden değil. İri yarı kazuletiz ya beni uygun gördüler haddini bildirmeye.

Yine gaza gelip iki şişe viski sonrası arabaya atlayıp gecenin köründe Datça'ya yola çıkmışlığım var. Ankara nere, Datça nere hesabet. Alkol sonrası gazı daha seri alırım evet.

Şimdi hani yorumlarda diyosunuz ya "az kaldı ünlü olacaksın", "bu blogdan kitap çıkar, olmadı gazetede bir köşe" fln, yok arkadaş. O gazı ben almayım. Zaten biz bize gülüp eğleneceğiz dedik olay global bir hal aldı. Gerçi geçen Güney Afrika'dan okuyorlar diye hava attık ama artık hanginizse şu saat oldu tık yok. Adam kaçtı.

Tatlı tatlı okuyalım, eğlenelim. Bilgi yok, tarif yok, reklam yok. Faydası olmadıgı gibi zararı bile olabilir. Ben de isterim yarın çakiye bırakacağım süper içerikli bir blog olsun ama ehehe yok artık. Bebe okumaya başlayınca kapatırım burayı. Benim anam bu mu demesin bebe. Vah yavrum.

Saat 23:20, ışıkları kapatıp yatma vakti. Büyüme hormonu mu ne zkimse gece karanlıkta şey oluyormuş. Aman geç kalmayalım büyüyelim.

Hadi iyi büyümeler.

mobil hareketler
Location:Çakal Karlos

Tuesday, October 9, 2012

Bir Heves Hikayesi

Evde dolanıp duruyorum. Birşey yapacam ama ne? Delirecem arkadaş. Halıya bakıyorum, lan şunu kessem kıza elbise mi yapsam. Vazolara bakıyorum, ben bunları kırayım parça parça geri yapıştırayım diyorum. Akrilik boya var, onlarla taşı duvarı boyayayım diyorum. Mumları eriteyim, karıştırayım, yeniden mum mu yapayım. Çorapları doldurup oyuncak bebek mi yapayım. Annemden dantelleri isteyip sağa sola mı yapıştırsam. Kolları sıvayıp hamur işine girsem, biblo neyim mi yapsam ay bayılazaamm..

Dün kankayı çekiştire çekiştire d&r'a götürdüm. Ne alacağımı da bilmiyorum. Süslü püslü bişeyler bakıyorum. Kağıt, bant, zarf, kalem ne bulursam aldım. Geldim eve kendime bir hobi kutusu yaptım. Koydum içine bunları. Boş kaldı tabi kutu. Gittim evde çul, çaput ne varsa doldurdum içine. Ayakkabı bağcığı, eski düğün davetiyeleri, naylon torba, üç beş parça ip.

Hah dedim taam oldu. Böyle sanki kırk yıllık dikiş diken, efenime söyleyim yaratıcı, üretken bir şahsiyetin şeysi gibi oldu. Hatta fotoğrafını çekeyim instagrama koyayım dedim. Karı iyice manyadı derler diye vazgeçtim. Hem altına ne yazacaktım fotonun? "Ayh şekerim bu gün de bitti, kutumu derledim topladım" yazsam biliyorum saçma olacak.

Bak bundan yıllar evvel bizim bir kırmızı düdüklü tenceremiz vardı. Onun lastiği mi ne bozulmuş, babam düzeltmeye çalışıyordu. Sonra tabi yapamadı. Anneme "al bunu saksı yap" dedi. Yani aslında yaratıcı da bir aileyiz. Yetenek var, istek var ama ne yapacam? Hepsinde gözüm var hangi birine yetişecem. Bıktım mal mal bakmaktan fotolara. Neyim eksik olm benim. Ortaokulda ev ekonomisi dersi gördük. Diplomalı ekonomistiz. Paranın alayı bende ama yok bundan sonra kendim diker kendim giyerim arkadaş. Zaten işten ayrıldık, aile bütçesine her ay kazandırdığım üç zilyon dolar da yok artık. Yani seve seve dikecez, sökecez, yapıştıracaz.

Bu gün de bebenin heyheyleri tepesinde. Terk edilme korkusu mu ne yaşıyormuş. Te allam yaa. Korkuya gel. 7buçuk aydır dötdöte yaşıyoruz, ne ara terk edildin de o korkuyu yaşıyorsun acaba? Sanki mazisi var bebenin. Yakamı tutuyor bırakmıyor arkadaş. Yahu dikiş dikecem, ne olduğunu bilmediğim bir şeyler yapacam düş yakamdan, ayrıl peşimden bebe diyorum yok. Ümmeeaaa diye yırtınıyor. E iyi o zaman dedim ağzına yüzüne bant yapıştırdım. Eh biraz hevesimi de almış oldum.

Senin anlayacağın evde bir kutu dolusu ıvır zıvır, yapışık bir bebe ve yarım kalmış hevesimle mal gibi kaldım. Bak gözüm perdelere ilişti şimdi. Ne yapsam şöyle zigzag kessem mi ki boydan. Yastık kılıflarını çamaşır suyuna bassam. Şu renkli bantlarla televizyonun çevresini mi dolansam. Dur bakalım başıma bir iş açacam ama hayırlısı.

Valla bi başlasam alayınızı siler süpürürüm iddia ediyorum. Hepiniz kapatırsınız blogları, ağlarsınız yeminle. Dua edin şu el kadar çakiye. Dantelinden girer, amigurumi mi aguramimi mi agurikiku mu ne şu bebek yapma şeysi abuk sabukta bir adı var, ordan çıkarım valla. Diy'cının dibi olurum olm korkun benden. Almıyım elime hamuru, boyayı, ipi, mipi. Tepemin tası attı lan birşey yapamamaktan.

Huuiieeyytttt!...


mobil hareketler
Location:Ev

Sunday, October 7, 2012

Sevgili Günlük

Ne harika bir gün yarebbi. Güne gülerek, kendi kendine uyanarak, yataktan kalkıp, kıçını kaşıyıp, gerinerek başlamak ne güzelmiş. Bizim bebe akşam 9'da yattı sabah 9'da kalktı zoruna gitmesin. E alışmışım sabahın köründe zırlayarak uyanmasına. Ne oluyor lan dedim öldük mü. Bazılarınızın "şekerim bebeye veriyor mamayı uyur tabi sabaha kadar" dediğini duyar gibiyim. Veriyorum yavrum, veriyorum bebeğim, veriyorum aşkım, gel sana da vereyim sen de uyu canım benim.

Annem de bizde kaldı. Sabah verdim eline çakiyi. Çayımı demledim, kahvaltımı hazırladım. İnan bana aynaya baktım, saçımı taradım olum. Böyle bi ancelina colilik, bi viçtorya bekımlık havaları. Kanka yandan yandan aşk dolu gözlerle bakıyor. Kırıta kırıta yürüyorum, çay alır mısın hayatım diyorum. Anneme komutlar veriyorum oraya gitmesin, vitaminini içirmeyi unutma, şu köşeyi silmek lazım, altını kontrol et, çorbasına ekmek doğra.

Dün tartıldım 64.2 diyor tartı. Çıplak ayakla basmış olmasam eğilip öpecektim. Zaten annem sürekli tamam daha verme falan diyor. Vücut kitle indeksi yok artık deve daha ne verecen diyor. Bira şişesi iç iç birşey olmaz diyor. Kanka şu göbeğin de gittimi yatakları birleştiririz diyor. Hamilelikten önceki kıyafetler boşuna kasma bir daha zor girersin diyor. Aynadaki yansımam herşey tamam da o gıdı ne diyor. Taze ekmek ve nutella boşver sür ye bizi diyor. Diyor diyoor diyooor..

Güzel bir pazar ya. Yarım yamalak film bile izledim. Başını ve sonunu göremedim ama. Gemiden ateş eden birileri vardı çok heyecanlıydı. Buna da şükür. Bebe şimdi uyuyor. Uyanınca filmi başından sonuna kadar koltukta yayıla yayıla izleyen babasına vericem. Ne yiyeceğiz diye sorup duruyor şimdiden. Millet mangalda, kokoreçte, balıkta, kebapçıda. Ben tencerenin başına geçip soğan kavuracam?

Yohh yeaa!. Arasın, en pahalısından bi ördek ızgara ve şampanya sipariş etsin. Saçlarımı taradım, kırıttım. O kadarını hak ettim yani. Ben bunları yazarken kendisi çoktan dürüm döner siparişi verdi bile. Öyle romantik öyle şık bir menü.

Akşama da maç varmış. Burdan blogumu okuyan tüm beşiktaş oyuncuları ve yönetim kuruluna başarılar diliyorum. Yensekte yenilsekte benim için değişen bir şey olmayacak. Sıç, bok, temizle, doyur, yıka, uyut. Siz iki gol fazla atamadınız diye çocuğun bezini değiştirmeyecek halim yok. Ne yaparsanız yapın banane? Hiç birinizi de tanımıyorum zaten. Alex varmış birşeyler olmuş millet ağlayıp duruyor. Valla çakinin yemek saatlerinde baby tv'ye çıkıp anlatsın kim ne yapmış anlayalım.

İşte böyle sevgili günlük. Saat 17:45 ve bir gün daha bitiyor. Önümde telsiz, kanepede yayılmış adam, annem kaçtı kurtuldu, bebe uyanmış yatakta zırlıyor ve sipariş için kapı çalmak üzere. Gidip günün geri kalanını yaşayayım bari.

mobil hareketler
Location:Ev
 
Designed by Beautifully Chaotic